Hakkımızda

SSK HEKİMLERİ-2004

DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIMIZ,

Özellikle son 15 yıldır Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) ve hastaneleri üzerinde hepimizin tanık olduğu eşi benzeri görülmemiş oyunlar oynanmaktadır. Yıpratma ve hedef gösterme politikalarıyla kurumun sağlık hizmetleri halkın gözünde değersizleştirilmiştir. Alt yapı, personel, teknoloji yatırımları yapılmamış, sigortalı sayısı artarken sağlık tesisleri bilinçli şekilde geri ve donanımsız bırakılmıştır. Hizmeti alanlarla hekimler karşı karşıya getirilmiş, meslektaşlarımız her durumda bu olumsuz ön yargıları halkın belleğinden silmek için uğraşmak zorunda kalmıştır.

Oysa SSK sağlık tesislerinin nüfusun %60’ına tüm sağlık çalışanlarının %17’si ile hizmet verdiği bilinmekte ama bilinçli olarak gündeme getirilmemektedir.

Siyasal iktidarların bütün olumsuz uygulamalarına rağmen SSK Sağlık Sigortası fonu 1996 yılına kadar zarar etmemiştir. Bunun nedeni kurumun sigortalılarına kendi ürettiği sağlık hizmetini sunmasıdır. Sosyal sigorta; özel sağlık sigortalarında olduğu gibi risk yönetimine bağlı teminat paketleri içeren değil, risk paylaşımı ve dayanışmasına bağlı bütüncül bir sigortadır. Eğer istenilirse hem çalışanları hem de hizmeti alanları mutlu edecek bir sistem oluşturmak mümkündür ve kurumun kaynakları yeterlidir.

Ülkemizdeki sosyal güvenlik kuruluşlarının yıllık ortalama kişi başı sağlık harcamaları SSK’da 80 dolarken,  hizmeti kendi üretmeyip dışarıdan alan Emekli Sandığı’nın 224, Bağ-Kur’un ise 188 dolar olduğu bilinmekte ama yüksek sesle açıklanmamaktadır.

Kamuoyuna iş üretilmeyen, hastaların bakımsızlıktan ve hatalı tedaviden öldüğü fiziki şartları kötü sağlık tesisleri olarak sunulan SSK hastaneleri ortak kullanım protokolü ile diğer sağlık kurumları ile rekabete zorlanmaktadır.

Amaç hastaneleri hastalar tarafından tercih edilmeyen, verimsiz, tıbben yetersiz birimler halinde göstererek bağımsız işletmeler haline getirip özelleştirmenin önünü açmaktır.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan ve Türk Tabipleri Birliği ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri sendikasının mücadelesi sonucu geri çekilen ek ödeme yönetmeliğinde olduğu gibi, çalışma koşullarında iyileştirme ve yaptırım gücü getirmeden, salt ekonomik temelli düzenlemelerle hekimler tercih yapmaya zorlanmaktadır. Hedeflenen, hekimler ve diğer sağlık çalışanlarını sözleşmeli çalışmaya özendirecek alt yapıyı oluşturmaktır.

İş güvencemiz, insanca yaşayacak ücret ve çalışma koşullarını sağlayabilmek için önümüzdeki günlerde hep birlikte ve güçlü bir şekilde durmalıyız.

Bu ise; etkin ve katılımcı, ne istediğini ve ne yaptığını bilen, pazarlık ve gerektiğinde eylem gücü olan, konusunda yeterli bilgi birikimine ve öngörüye sahip bir hekim örgütüyle olanaklıdır.

 

ETKİN DEMOKRATİK

ANTALYA TABİP ODASI ve TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ için

 

DEMORATİK KATILIM GRUBU

MUAYENEHANE HEKİMLİĞİ-2004

DEGERLİ MESLEKTAŞIMIZ,

Muayenehane hekimliği can çekişiyor. Yalnızca muayenehanede çalışarak geçinmek neredeyse olanaksız duruma geldi. Türkiye genelinde, 1992 yılında, uzman hekimlerin %26'sl kamu bağlantısı olmaksızın yalnızca kendi muayenehanelerinde çalışıyordu. Bu oran 1998 yılında %17'ye indi.

Antalya'da 2002 yılı başında bütün hekimleri temsil eden bir araştırma gerçekleştirmiştik. Bu araştırmaya göre;

Yalnızca Antalya'da özel hekimlik yapan hekimlerin %51'i emekliydi. Yani özel hekimlik, yarı yarıya, emekliliğe destek bir ek iş konumundaydı. Bu meslektaşlarımızın %30'unun eşlerinin herhangi bir gelir getirici işi yoktu. Aylık kişisel gelirleri 1000 dolar kadardı. % 72'sinin geliri son iki yıl içinde azalmıştı. %80'i son bir yıl içinde maddi birikim yapamamıştı. Antalya'daki genel hekim nüfusu içinde mesleki doyum düzeyi en düşük olanlar, pratisyenlerden sonra, bu meslektaşlarımızdı. %27'si yaptıkları işten kesinlikle memnun olmadıklarını belirtiyordu. Özel hekimlerin %70'i, yeterli ücret verildiği takdirde,  muayenehanelerini kapatıp, tam gün kamuda çalışmayı tercih edeceğini belirtiyor. Bunun için istenen ücret ise 2000 dolar. Yalnızca özel çalışan meslektaşlarımız Tabip Odamızın en önemli işinin sağlık politikaları (%60'ı) ve ücretler-özlük haklarıyla (%40'1) ilgilenmek olduğunu düşünüyordu.

Özel hekimlik ölüyor. Bir zamanlar yalnızca muayenehane işletmek bir aileyi geçindiriyordu. Yetmeyince yarı süreli statüye geçişler hızlandı. Şimdi bu bile yetersiz kalıyor. Kamu hastanelerinde yarı süreli çalışan uzman meslektaşlarımızın %90'ı "yeterli ücret verilsin, muayenehaneleri kapatalım" diyorlar. Muayenehane kirası, sekreter ücreti, vergiler muayenehaneleri zaten zorluyordu.

Geçen sene devlet memurlarının özel hastane ve polikliniklere sevkine izin veren yasal düzenlemeyle durum daha da vahimleşti. Şimdi sosyal güvenlik kurumları, özel hastanelerle, Tabip Odamızın belirlediği asgari ücretin altında fiyatla anlaşma yapıyor. Bu durum hastaları büyük özel sağlık kurumlarına çekiyor. Devlet açık biçimde kamusal kaynaklarla ve tamamen haksız bir rekabet yoluyla sağlıktaki tekelleşmeyi hızlandırıyor. Haksız rekabet ortam i etik sorunlara neden oluyor.

Yapılması gerekenler; her yerde Tabip Odalarının belirleyeceği bilimsel­ gerçekçi- asgari fiyatların uygulanması, sağlıktaki katma değer vergisinin kaldırılması, bütün hekimlere parasız sürekli eğitim olanağının devletçe verilmesi, etik sorunların sıkı biçimde denetlenmesi ve bu konularda Tabip Odalarının yetkilerinin artırılmasıdır. Biz, sağlık ortamında devletin de desteklediği haksız rekabet sürdükçe özel hekimlikteki kan kaybının artarak devam edeceğini düşünüyoruz.

Bu nedenle bütün hekimlere hak ettikleri ücretin kamu tarafından verilmesi ve ücret düzenlemelerinin emeklilikte de devam edecek biçimde gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. Hekimler emeklilerinde geçim sıkıntısı nedeniyle çalışmak zorunda kalmamalılar. Bütün bunlar için meslek örgütümüz çevresinde daha sağlam biçimde örgütlenmeliyiz. Birlikte mücadele etmeliyiz.

ETKİN DEMOKRATİK

ANTALYA TABİP ODASI ve TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ için

 

DEMORATİK KATILIM GRUBU

1. BASAMAK HEKİMLERİ-2004

DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIMIZ,

Sağlık ortamında uygulanmak istenen özelleştirmeci politikalardan en fazla erozyona uğratılan meslek grubu pratisyen hekimlerdir. Bu politikalar 1980’lerde planlanmaya başlamıştır. Son noktayı koymak AKP hükümetine kısmetmiş!

Uzun yıllar hekimlerin kişisel çaba ve iyi niyetiyle altyapı sorunları içinde birinci basamak sağlık hizmeti yürütülmüştür. Ancak bugün bu çabalar imkânsız hale gelmiştir. Önceleri sadece bağış niteliğinde cüzi miktarda zorlamadan alınan cepten ödemeler, döner sermayenin sağlık ocaklarına girmesiyle zorunlu hale getirilmeye çalışılmaktadır. Performans uygulaması ile sağlık çalışanlarının dayanışma zemini ortadan kalkacaktır. Kimin ne kadar döner aldığı söylentisi günlük yaşamın bir parçası olmaya başlamıştır. Emekliliğe yansımayan, sadece bakılan hasta sayısı üzerinden değerlendirilen, amirin inisiyatifiyle kesintiye uğratılabilen döner sermayenin tüm sağlık kurumlarından kaldırılması temel hedeflerimizden biri olmalıdır. Birinci basamak hizmetlerde hasta bakmak en son görevlerdendir. Aşılama, aile planlaması, bulaşıcı hastalıklarla mücadele, eğitim, beslenme, çocuk gelişimi gibi uzatılabilecek pek çok koruyucu hizmetlerden söz bile edilmeyen bir sağlık ortamına itilmekteyiz. Aile doktorluğu zorunlu, kaçınılmaz bir sonuç gibi empoze edilmektedir. Oysa aile doktorluğu topluma dayalı değil, bireye dayalı tedavi edici bir ticari etkinlik olacaktır.( hizmet demeye dilimiz varmıyor)

Yerel yönetimler yasası ve kamu yönetimi yasası ile sözleşmeli çalışma dönemi başlamıştır. Bu hekimlerin köleliğini arttıran bir uygulamadır. Hekimler, belirsiz çalışma süresi ile tayin isteme hakkına sahip olmadan, her an işten atılma riski ile çalıştırılacaklar.

Yıllar içinde pratisyen hekimin çalışma alanı önemsizleştirmeye çalışılmış, pratisyen hekim,  uzmanlık sınavına hazırlanan işlevsiz bir varlık gibi topluma empoze edilmiştir. Halkın gözünde sadece ilaç repete eden kâtip gibi görülmesi istenmiştir. Oysaki çökertilmeye çalışılan bu sistemde bir şeyler yapılıyorsa bu, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının özverisiyle yapılmaktadır.

En son olarak hekimlerin yazdığı ilaçlar bile sınırlandırılmıştır. Pek çok ilaçla ilgili uzman hekimin yazması şartı konmuştur. Oysa sosyalizasyon yasasının öngördüğü basamaklı sağlık sistemi uygulanırsa, gereksiz ilaç ve teknoloji kullanımının önüne geçilebilir. Bunun için niyet etmek yeterlidir. Mevcut sağlık ocakları yeterli alt yapıya ulaşırsa hastanelerdeki yığılmalar engellenebilir.

Pratisyen hekimler önemsizleştirmenin yanında yoksullukla karşı karşıyadır. Pek çok hekim, ya işyeri hekimliği yapmakta, ya özel hastanelerde nöbet tutmak zorunda kalmaktadır. Haftalık 40 saat çalışmanın üstüne ek iş yapmak insanca bir yaşam değildir. Hekimler sadece çalışan varlıklar haline gelmektedir.

DEMOKRATİK KATILIM GRUBU,Basamaklı sağlık hizmetini önceleyen, sağlığın her kademesinde tamamen ücretsiz olduğu, hekimin ücretinin devlet tarafından ve yeterli miktarda verildiği,  hekimlerin tam gün ve tam istihdam edildiği bir sağlık ortamı için mücadele eder ve tüm meslektaşlarımızı birlikte çalışmaya çağırır.

ETKİN DEMOKRATİK

ANTALYA TABİP ODASI ve TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ için

 

DEMORATİK KATILIM GRUBU