Bildirilerimiz

İşyeri Hekimliği-2008

İşyeri Hekimliği kaldırılmak istenmekte, işyeri hekimliği alanındaki tüm kazanımlarımız yok edilmek istenmektedir. İşyeri Hekimliğine, işyeri hekimlerine ve kazanılmış haklarına sahip çıkmayan, bu alanda mücadele etmeyen, yürütülen mücadeleye katılmayan, İşyeri Hekimlerini sadece seçimden seçime hatırlayan bir anlayış ile Tabip Odası yönetmenin mümkün olmadığı görülmüştür.

 

İŞYERİ HEKİMLİĞİ YOK EDİLİYOR

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte sağlığın her alanında olduğu gibi işçi sağlığı ve işyeri hekimliği uygulamalarına da bir saldırı başlatılmıştır. Önce TTB'nin işyeri hekimliği eğitim, ücret belirleme ve istihdam yetkisine el konulmak ve işyeri hekimlerinin kazanımları yok edilmek istenmiş, işyeri hekimliği alanına yönelik yasal dayanaktan yoksun birçok genelge yayınlanmış ve keyfi uygulamalara gidilmiştir. TTB tarafından sürdürülen hukuki süreçler sonunda bu genelgelerin çoğu iptal edilmiş ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın işyeri hekimliği kursu yapma yetkisi olmadığı Danıştay tarafından karara bağlanmıştır.

TTB üniversitelerle protokol imzalayarak, yeniden yapılandırılmış ve ilk bölümü elektronik ortama taşınmış biçimi ile işyeri hekimliği temel eğitim sertifika kurslarına yeniden başlamıştır.

Çalışma Bakanlığı önce alanın tanımlanması ve sorunların giderilmesi gerekçesiyle yeni bir yasa tasarısı hazırlayarak tartışmaya açmıştır. Sağlık Bakanlığı'nın "Tam Gün" tasarısıyla binlerce hekimin kazanılmış hakkı olan işyeri hekimliği ellerinden alınmak istenmektedir. İşyerlerinin Sağlık Bakanlığı'na bağlı özelleştirilmiş kurumlardan veya doğrudan özel şirketlerden hizmet satın alacağı bir model dayatılmaktadır.

Diğer bir yasa tasarısı ile işveren üzerindeki istihdam yükünün azaltılması hedeflenmektedir. Bu tasarı kanunlaştığı takdirde işçi sağlığı ve işyeri güvenliği Davutpaşa'da, Tuzla tersanelerinde gördüğümüz gibi vahşi kapitalizm koşullarında en kolay vazgeçilebilen unsur olacaktır. İşverenlerin 50 işçiden fazla işyerlerinde hekim çalıştırma zorunluluğu kaldırılmak istenmektedir.

Sağlık ortamında yaşanan genel olumsuzlukların yansıması olarak işyeri hekimliği uygulamalarında bu tablolar yaşanırken Antalya yerelinde de özellikle turizme ait işyerlerinde tekelleşme yaşanmaktadır. Tekelleşmenin sonucu olarak işyeri hekimliği rant aracı olarak görülmekte ve işyeri hekimlikleri hekimlere kiralanmaktadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliğini ikincilleştiren bu değişimlere ancak tabip odalarının işin yapılabilirliğini göz önüne alarak adil dağılımı ile karşı konulabileceği açıktır.

Yerel olarak bölgemizde yaşadığımız işyeri hekimliği uygulamaları ile ilgili bir başka sorun ise birçok 50'den fazla işçisi bulanan işyerinin işyeri hekimi olmadan faaliyetlerine devam ettiğidir. Ancak aynı işyerleri turizm sektöründe hekim bulundurarak sağlığı meta haline getirmeye devam etmektedir.

Tüm bunlarla beraber; bugün Antalya Tabip Odası'nın işyeri hekimlerinin dağılımında standart bir uygulamasının olup olmadığı, hangi kriterlere göre dağılımı sağladığı, işyeri hekimi bulundurmayan işyerleri hakkında nasıl bir faaliyet yürüttüğü kendi üyelerince bile bilinememektedir.

İŞYERİ HEKİMLİĞİ ALANINDA

İşçi sağlığı ve işyeri hekimliği alanında TTB'nin eğitim başta olmak üzere yıllardır üstlendiği sorumluluklarına yakışan bir şekilde desteklenmesini ve bu alanın hekimlikle ilgili yaptırımlarda hekim bağımsızlığına, hekimlerin adil dağılımının sağlanmasına özen gösteren düzenlemelerine saygı gösterilmesini TALEP EDİYORUZ.

İşçi sağlığı ve işyeri hekimliğinin sağlıklı bir toplum oluşmasındaki öneminin farkında olarak işçi sağlığı dışında hiçbir faktörün göz önüne alınmaması için hekimlerin özlük haklarının meslek örgütünün koruması altında ve eğitim süreçlerinin de üniversitelerle işbirliği içerisinde özenle yürütülmesine, işyeri hekimi bulundurması gereken işyerlerinin takipçisi olarak ama asıl olarak koruyucu hekimliğin önemli bir basamağını oluşturan işyeri hekimliğine sahip çıkacağımıza DEMOKRATİK KATILIM GRUBU olarak SÖZ VERİYORUZ.