O halde sizleri durduran ne? –Dr. Metehan Akbulut

Hekim Birliği’ne yönelik yaptığım eleştirilerde, yazı dilimi sivri ve üslubumu da sert bulan meslektaşlarımız var.

Hekimsiz bir tabip odası, tabip odasız bir hekim süreci yaratan Hekim Birliği’nin yürütücüleri de, kendilerine ayna tuttuğum için eleştirel yazılarımdan son derece rahatsız.

Farkındayım; yazılarım, kimi zaman bizimkileri de (Çağdaş Hekimleri) zor durumda bırakıyor. Kimi arkadaşlarıma göre grubun “haylaz çocuğu” kimi arkadaşlarıma göre de “gereksiz tartışmalar yürüten” birisiyim.

"Köprünün altından çok sular geçti", "dünya değişti" gibi şehir efsanelerinin kapsama alanına giren ve hayaller aleminden seyreyleyen meslektaşlarımızın da eleştirileri olmuyor değil.

Son olarak Adnan İş şahsında Hekim Birliği yürütücülerine atfen yazdığım açık mektuba da kimi eleştiriler geldi. Gerçi, açık mektubumun içeriği ile ilgili şu ana kadar herhangi bir eleştiri yapan olmadı. Eleştiriler daha çok biçim üzerine. Bu eleştirilerin başında , bir şahsı hedef almamın doğru olmadığı geliyor. Adnan İş’in Antalya Tabip Odası Başkanı sıfatını taşıması ve Hekim Birliği yürütücüsü olması bir yana, bir kişinin şahsına ait olmadığını mektupta da çok net vurgulamıştım.

Biçim üzerine yapılan eleştiriler karşısında, insan sormadan edemiyor: “Ne” yazdığım mı önemli? “Nasıl” ifade ettiğim mi? Gerçeklik tüm çıplaklığı ile ortada dururken “kim”e ve “nasıl”a takılmanın bir anlamı var mı?

Peşinen belirteyim; yazarken kimi hassasiyetlere dikkat etsem de,’’ birileri ne der’’ kaygısı taşımıyorum. Birilerinin hoşuna gitsin diye tek bir yazı yazmadım. Amacım da birilerine "şirin görünmek " hiç değil. Doğru bildiklerimi sakınmıyorum. Hekim Birliği yürütücüleri hakkındaki yargım da, kesinlikle önyargı değil.

İtiraf etmeliyim ki, bu tip yazılarıma sebep, biraz da herkes gibi benim de bir istidap sınırımın olması ve bunun çoktan aşılmış olması. Malum; Hekim Birliği yürütücülerinin tek bildiği kendileri dışındaki herkesi hain, bölücü, yıkıcı… ilan etmek. Hekim Birliği’nin hiç bitmiyor; hikayeleri, çarpıtmaları, yalanları, iftiraları. Bugüne kadar ne kadar bildikleri varsa ifşa ettiler. Yüzyıllık ezberleriyle kanıtlar !!! sunmaya devam ediyorlar. Yetmiyor, suç duyurusunda bulunuyorlar. Yetmiyor, meslek örgütümüze kayyum atanmasını isteyecek kadar ileri gidiyorlar.

Hekim Birliği yürütücüleri, çoğu kez doğrudan hedef gösterirken kimi zamanda bilinçli ve sistemli olarak açık açık yazmıyorlar. Doğrudan hedef gösterdiklerinde kapalı devre ve bilgiden ziyade rivayetlere yaslanan ‘görüşler’ sıralıyorlar. Ancak hedef saptıracaklarsa; örtük, imalı, muhatabı belirsiz, kime ve ne için yazıldığı belli olmayan tefrikalar yayınlıyorlar. Örneğin: Aralarında TTB’nin de olduğu kimi meslek birliklerinin başındaki Türk, Türkiye ifadesinin kaldırılması girişimi ile ilgili gönderdikleri son tefrikada “TTB'nin Türk olan adı kaldırılacaktır. Ulusal birlik ihtiyacı en fazla olan bir zamanda, meslek örgütünü kendi amaçları için kullanarak yıpratan kliğin arayıp da bulamadığı olacaktır.” yazmışlar. ‘’ Kimdir bu klik, kimi kastediyorlar?’’

Doğrudan meslek onurumuza, mesleki dayanışmamıza yani birliğimize bir saldırı var. Hekim Birliği yürütücüleri ise buna karşı bir mücadele yürütmek yerine güvensizlik yaratarak, hedef saptırarak gerçeği gizlemeye çalışıyor. Sadece bu örnekte değil yaptıkları tüm açıklamalarda bunu görüyoruz. Hekim Birliği’nin bu politikası, aslında kime hizmet ettiğini de bize çok açık gösteriyor.

Hekim Birliği yürütücülerinin dilbilgisi ve yazım kurallarındaki cehaleti üzerine artık söylenecek bir söz de yok. Geçtim dilbilgisi ve yazım kurallarını, bir hekim örgütü yöneticisi veya kurulu herhangi bir konuya yaklaşırken nasıl bir sorumlulukla davranır? Hangi bütünlükte konuyu ele alır? Yazı yazarken, görüş bildirirken ne gibi teamüllerle hareket eder? Nasıl bir üslup kullanır? Hepsinden bihaberler.

Bir kez daha altını çizmekte yarar var; “Zor” zamanlarda yaşıyoruz. Zor ve karmaşık. Belâlı ve kötü. Elbette bu süreçte, sorumluluklarımız artıyor. Hekimseniz, üstelik hekim örgütünde yönetici iseniz bir kat daha artıyor sorumluluğunuz.

Çok muhterem ve muteber Hekim Birliği yürütücüleri,

Hekim olarak, bir meslek örgütü olarak sorumluluklarınızın farkında olduğunuzu söylüyorsunuz.

“Hekimleri, sağlık emekçilerini, halkımızı, memleketimizi saran bunca kötülükle baş etmek, iyiliği ve güzelliği çoğaltmak için bir şey yapmalıyız.” diyorsunuz.

Bir an için söylediklerinizde samimi olduğunuzu varsaysak bile… ki ben öyle düşünenlerden değilim; Hepimizin ateş çemberinden geçtiği bu dönemde, eğilip bükülmeyle ve ataletle kazanılacak bir şey kaldı mı? Madem her şeyin farkındasınız da, sizleri durduran ne o zaman?

*Atalet fizik biliminde “eylemsizlik hali”, kişisel gelişim terminolojisinde “amaca yönelik eyleme geçmeme” diye tanımlanıyor.

İnsanların atalet halinde yaşama nedenleri arasında sıralananlar ise : hedef yokluğu, iç disiplin (irade) zayıflığı, kısa vadeli düşünmek ya da uzağı görememek, alınganlık ve pasif direnç duygusu içerisinde yaşamak, motivasyon yetersizliği, negatif kurum kültürü, konformist ve hedonist bir dünya görüşüne sahip olmak, başarısızlık korkusu, standart ve kriter algısının olmaması, öğrenilmiş çaresizlik duygusu, hedefin gerektirdiği asgari yeterliliklere sahip olmamak, zaman kullanma bilincinin olmaması, objektif bir performans değerlendirme sisteminin olmaması, yanlış yorumlanmış kadercilik anlayışı, açık değil imalı iletişim kültürüne sahip olmak, sert gerçeklerle yüzleşme cesaretine sahip olmadığı için bu tür verileri görmezden gelmek vb.