Sarayın soytarıları zehirliyor-Dr. Metehan Akbulut

Sarayın soytarıları, hekimlik ortamımızı zehirleyen tarzlarını ısrarla sürdürüyorlar. Tüm içtenlikle ve dostane yaptığımız  uyarılarımıza rağmen nefret, kin, hainlik  kusmaya devam ediyorlar. 

Başta Antalya ve İzmir Tabip Odaları seçimleri olmak üzere hekimlerin bunlara gereken yanıtı vermesi sonucu artık  iyice şizofrenik bir ruh hali içindeler. Konu politik bir mesele olmanın ötesinde artık psikiyatrist meslektaşlarımızın uzmanlık alanına çoktan girmiş durumda.

Ayrıntılarını aşağıda bulacağınız gibi “Yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından “Vatan”daşların sahtekarlıkları bir kez daha ellerinde patladı. Panik haldeler. Artık yalanlarını, iftiralarını, yaftalamalarını ellerine yüzlerine  bulaştırmaya da başladılar.

Çamur at izi kalsın taktiği ile önce,  1 Mayıs törenlerinde !!’  Antalya Tabip Odası yeni yönetim kurulunun Atatürk anıtına çelenk koymadığı iftirasını attılar. İftiraları çok kısa sürede geri tepen ve attıkları çamur kendi üzerlerine bulaşan Sarayın soytarıları, Vicdan sahibini arıyor  yazısından sonra da dut yemiş bülbüle döndüler. Bu konuda artık gıkları çıkamıyor.

Çok konuşan, çok saçmalayan, çok iftira atan, hedef saptıran Sarayın soytarıları bu seferde Antalya Tabip Odası web sayfasından Atatürk ve Türk Bayrağı’nın kaldırıldığı iftirasını atmakta gecikmediler. Hemen  Zırva Tevil Götürmez  yazısıyla verilen yanıtla  yalanları, iftiraları ellerine yüzlerine bir kez daha bulaştı. İyice rezil olan ve paniğe kapılan Sarayın soytarıları, gerçek olup olmadığı şüpheli bir ekran görüntüsünü,  panikle paylaşmayı da ihmal etmediler.  Güya yazdıklarımızın doğru olmadığını kendilerinin haklı olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar.  Ama nafile.

Bu girişten sonra konu ile ilgili birkaç teknik bilgi verip  en altta bir ekran görüntüsü de ben paylaşacağım. Aşağıda Antalya Tabip Odası web sayfası yönetici girişinin ekran görüntüsünü lütfen dikkatlice inceleyiniz.  Bu görüntü 16.05.2018 saat:18.00 civarında alınmıştır.

Ekran görüntüsünde Web admin sayfasında ilk üç yönetici ben ve iki tabip odası çalışanımız görünüyor. Bizler,  Antalya Tabip Odası Yönetim kurulu bilgisi ve onayı dahilinde Administrator yani yönetici konumundayız. Kendi şifrelerimizle web sayfasında yönetim kurulunun kararları ışığında eklemeler, çıkarmalar, düzenlemeler yapabiliyoruz. Yetkilerimiz ise sınırsız değil.

Son sırada bulanan ve e-posta adresinden kim olduğu açıkça belli olan doktoru tanıyorsunuz. 16.05.2018 saat:23.00’a kadar bu doktor Antalya Tabip Odası web sayfasında süper kullanıcı konumunda idi.  Güya seçim sonrası devir teslim sırasında yetkilerini devretmiş, şifreleri vermişti.  Ama ne hikmetse sınırsız yetkiye sahip tek kişi  olarak 20 gündür web sayfasına girip çıkıyor. (veya şifresini verdiği kişi ya da kişiler) Bunda da bizim açımızdan çok  bir sakınca yok. Öyle ya meslektaşımıza güvenmeyip kime güveneceğiz. (Bir kez daha vurgulamakta yarar var bu şifreyi  ne bizler ne de yönetim kurulundan kimsenin bilmesi mümkün değil.)

Sorularım çok açık, umarım verecekleri yanıtlar da bu açıklıkta  ve netlikte olur:

-Tabip odası seçimleri üzerinden 20 gün geçmiş olmasına rağmen, hala web sayfasına bu  doktorun (ya da şifresini paylaşmış olabileceği birilerinin)  giriş yapıyor olması çok tuhaf bir durum değil mi? 

-Ekranı incelerseniz son giriş tarihi 16.05.2018  ve saat:08.39  görünüyor. Tam da Atatürk ve Türk Bayrağının kaldırıldığı iftirasının atıldığı ve ekran görüntülerinin paylaşıldığı saatler. İftiraların atıldığı, yaftalamaların yapıldığı saatlerde web sayfasına giriş yapılması ve düzenleme ya da düzenlemeler yapılmış olması ne büyük tesadüfdür?

-Bu durumda sizce de bir gariplik yok mu? Neden ve hangi amaçla   giriş ya da girişler  yapılmış olabilir? Ne gibi bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuş olabilir? 

-Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulunun sorumluluğu altında olan ve bilgileri, onayları  olmadan web sayfasına giriş yapmak her şeyden önce ahlaki ve  etik sorunlar içermiyor mu?

Hiç kuşkusuz ve tereddütsüz, Antalya Tabip Odası bütün hekimlerindir. Ancak hekim olmak her şeyden önce insan olmayı gerektirir. Son iki yazımda, ‘’bir hekim bu kadar vicdansız, bu kadar kör ve bu kadar zalim olabilir mi?’’ sorularını sormuştum.   Hala ekran görüntüsü atanları ve üzerinde tepinenleri  görünce  nezaket sınırlarında kalmak gerçekten çok zor.

Sarayın soytarılarına bir kez daha sesleniyorum. Evet, birbirimizi eleştirelim, her şeye rağmen gene de arkadaşça, meslektaşça tartışalım. Bunda hiçbir sıkıntı yok. Ancak  üzüm yemek yerine bağcıyı dövmeye kalkarsanız, bunun adı  'halt etmek' olur. Derdiniz üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekse buna ne çapınız, ne de gücünüz yetmez.