Yazılarımız

..başka yolu yok..

70 milyon kişiye bedava biletler dağıtılmış.

Kale direkleri korner noktalarına çekilmiş, hergün kurallar değişiyor ve her seferinde aleyhimize çalınan penaltılar. AKP’nin forvetleri sağlı sollu yolluyorlar şutları.

 

HEKİMİN PENALTI ANINDAKİ ENDİŞESİ

 

Sağlıkta Dönüşüm oyununda kaledeyiz.

70 milyon kişiye bedava biletler dağıtılmış. Kale direkleri korner noktalarına çekilmiş, hergün kurallar değişiyor ve her seferinde aleyhimize çalınan penaltılar. AKP’nin forvetleri sağlı sollu yolluyorlar şutları. Hangi topa hamle yapacağımızı şaşırıyoruz. Sahada da kafamızda da kaybediyor gibiyiz maçı. Yılgınlık çökmüş üstümüze; çünkü maçın kurallarını, hakemlerini hücum eden taraf belirliyor. Aldığınız her nefes,  her hareketiniz, varlığınız

ve kimliğinizin bir karşılığı var:  Penaltı

Her seferinde kalede hekimler…

10 yıllık AKP iktidarında hekimler hemen hergün bu düdük sesini duyuyorlar ve bir el değişmeyen bir şekilde o beyaz noktayı gösteriyor: Penaltı

Büyük sermayenin puro içerek maçı izleyen temsilcileri ayakta ve şeref tribününden alkışlarla beraber şu ses yükseliyor:

Durmak yok yola devam…

Gözler kenar yönetime çevriliyor. Her seferinde aynı direktif:

‘Recep sen at…’

Sağlık Bakanı topun başına geçiyor, vuruyor ve…

Ve…

Bundan sonrası bize kalıyor…

İki seçeneğimiz var:

Ya kalemize gelen o topları seyretmeye devam edip öğrenilmiş bir çaresizlikle küme düşeceğiz.

Ya da;

Bir takım oyunuyla,  dayanışmayla o topları çıkarıp maçı çevireceğiz.

Bunu yapabilmemizin en temel koşulları mevcut aslında. Çünkü köylerde,  şehirlerde, özelde, kamuda tüm Türkiye’de varolan, iyi eğitimli, kültürlü, özverili ve çalışkan hekimlerin ihtiyacı olan tek şey sahanın ortasında toplanıp elele vererek şunu haykırabilmek:

Bu topraklar için, halkımız için, kendimiz ve çocuklarımız için;

Bu maçı alacağız, başka yolu yok…

Kindar nesil yetiştirme hayalleri kuranlar zahmet etmesinler. O nesil çoktan yetişti bile. 12 Eylül’de Kenan Evren’in meydan meydan gezerek dillere, zihinlere yerleştirdiği o kin gittikçe büyüyerek devam etmekte:

‘Bu doktorlar var ya bu doktorlar…’

Çağdaş Hekimler, Hipokrat andındaki gibi ‘meslektaşlarımı kardeş bileceğime…’ vurgusunu tekrar yaparken işte ‘bu doktorlar’ olarak nitelenen meslektaşlarına sesleniyor:

Türkiye toplumsal, politik ve iktisadi açıdan öngörülemeyecek düzeyde bir felakete doğru doludizgin yol almaktadır. İçeride muhaliflere, dışarıda komşulara karşı bir savaş düzenine geçilmiştir ve bu durum medya eliyle meşrulaştırılmaktadır.

Düşünen, eleştiren, değiştirme çabası gösteren herkes açık bir tehdit altındadır ve Türkiye bir açık cezaevine dönüşmektedir.

Demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü ve barışı savunmak bir cesaret göstergesi haline gelmiştir.

Demokratik olarak kontrol edilemeyecek ve hesap sorulamayacak odakların yıllardır devam eden egemenliği sadece form değiştirmiş olup insanlar ehven-i şer sarkacına sokulmuştur. Tüm kurumlar; bunların kadro ve rantları iktidarın bileşenleri tarafından paylaşılmakta öyle ki bu durum açıkça itiraf edilmektedir:

Neden çatışıyoruz ki, paylaşalım!

Gerek yasalarla gerekse toplumsal baskı yoluyla gericilik, ‘dindarlık’ ve buna bağlı ahlak ahlayışı yaşamın tüm alanlarına egemen kılınmaya çalışılmaktadır.

Kibir, küstahlık, görgüsüzlük, utanmazlık ve vicdansızlık bir epidemi düzeyine gelmiştir. Eğitimli, kültürlü, kendine ve diğer yurttaşlara saygılı olmak bir hakaret sıfatıyla anılmaktadır: Elit

Emeğiyle geçinen her yurttaş süreğen bir iktisadi saldırının hedefindedir.

 

Bu koşullar altında;

Sağlıkta Dönüşüm süreci hala devam etmektedir ve şu an ki bulunduğumuz durum, sağlık sistemi ve mesleki koşullarımız ileride mumla arayacağımız düzeydedir.

Sağlıkta Dönüşüm;

Sağlık hizmetlerinin metalaştırılması ve tamamen piyasacı mantığın egemen olması demektir

Sağlık sistemindeki sorunların ve tarihsel kazanımların, ulusal/uluslar arası sermaye lehine, halkın ve sağlık çalışanlarının aleyhine dönüştürülmesi demektir.

Sağlık hizmetlerinin bir hak olmaktan çıkarılarak paran kadar sağlık/paralı sağlık haline getirilmesi demektir.

Hastanelerin özelleştirilmesi ve birer ticarethaneye dönüştürülmesi demektir.

Hekimler için niteliksizleştirilmiş, vasıfsız, ucuz işgücü getirilmesi, bugünün ve geleceğin kaybedilmesi demektir.

Tıp eğitiminin paraya, performansa tahvil edilmesi demektir.

Ve tüm bileşenleriyle birlikte sağlık sisteminin total yıkımı demektir.

Bu tabloda;

En önemli güvencemiz; mesleki/toplumsal dayanışmamızın en temel aracı olan TTB ve Antalya Tabip Odası olacaktır.

Ancak etkin, dirençli, ilkeli, tutarlı, tarihsel mücadele deneyimi ve dayanışma kültürü olmayan bir tabip odası ise sadece bürokratik bir dernek olmaktan öteye geçememektedir.

Halihazırda Antalya Tabip Odası’nı yöneten Hekim Birliği Grubu yedek kulübesinde takımlarının gol yemesini bekleyip oyuna girmeyi umuyorlar gibiler.

Öyle ki son yıllardaki hekim mücadelesini neredeyse sadece izlemişlerdir. Gerek Antalya gerekse ülke genelindeki hemen hiçbir eylem-etkinliğe aktif katılım sunmayıp sembolik ‘bulunmalarla’ yetinmişlerdir. Hekim Birliği Grubunun yönetimindeki Antalya Tabip Odası  bir SMS bürosuna dönmüştür. Küçük ve etkisiz olsun ama benim olsun anlayışı artık apaçık ortadadır. Kendileri gibi düşünmeyen hekimler neredeyse odaya dahi sokulmamaktadır. Bu süreci Antalya’da bir birlik ve dayanışma süreci yerine; bölünme-ayrışma süreci haline getirmişlerdir. Algılarının tüm seçiciliği TTB ve Çağdaş Hekimler’in yapabilecekleri olası hatalara odaklanmıştır. Gözleri başka bir şey görmemektedir. AKP ile bir ittifak yapmış gibiler; en büyük zevkleri ve ortaklıkları TTB ve Çağdaş Hekimlere saldırmak, onları ve hekim mücadelesini zayıflatmak.

Maalesef, tüm Türkiye’de egemen olan anlayış Antalya’da da egemendir:

Hekim Birliği Grubu yönetimindeki Antalya Tabip Odası yönetimi, muhalefete muhalefet yapmaktadır.

Ancak;

Toplumsal, siyasi, mesleki baskıların ve saldırıların bu kadar yoğun olduğu bir dönem aynı anda kendi kurtuluş tohumlarını da yaratmaya ve beslemeye devam eder. Bu nedenle umutsuzluğa yer de yok hakkımız da yok…

Bu koşullar altında;

Biz Çağdaş Hekimler, tüm meslektaşlarımızı katılımcı, etkin, çalışkan, bütünleştirici bir tabip odası oluşturmak ve SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM oyununu geri çevirebilmek için birlikte olmaya, birlikte çalışmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz.

Mücadele eden bir Antalya Tabip Odası için şimdi değişim zamanı.

 

BU MAÇI ALACAĞIZ BAŞKA YOLU YOK…

 

2012 Antalya Tabip Odası seçimlerine yönelik her Pazartesi saat: 18.00'da TABİP ODASI'nda toplanıyoruz. Toplantıya tüm meslektaşlarımızın katılımını bekliyoruz.

 

ANTALYA ÇAĞDAŞ HEKİMLER

www.antalyacagdashekim.org