Yazılar

Sarayın soytarıları zehirliyor-Dr. Metehan Akbulut

Sarayın soytarıları, hekimlik ortamımızı zehirleyen tarzlarını ısrarla sürdürüyorlar. Tüm içtenlikle ve dostane yaptığımız  uyarılarımıza rağmen nefret, kin, hainlik  kusmaya devam ediyorlar. 

Başta Antalya ve İzmir Tabip Odaları seçimleri olmak üzere hekimlerin bunlara gereken yanıtı vermesi sonucu artık  iyice şizofrenik bir ruh hali içindeler. Konu politik bir mesele olmanın ötesinde artık psikiyatrist meslektaşlarımızın uzmanlık alanına çoktan girmiş durumda.

Ayrıntılarını aşağıda bulacağınız gibi “Yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından “Vatan”daşların sahtekarlıkları bir kez daha ellerinde patladı. Panik haldeler. Artık yalanlarını, iftiralarını, yaftalamalarını ellerine yüzlerine  bulaştırmaya da başladılar.

Çamur at izi kalsın taktiği ile önce,  1 Mayıs törenlerinde !!’  Antalya Tabip Odası yeni yönetim kurulunun Atatürk anıtına çelenk koymadığı iftirasını attılar. İftiraları çok kısa sürede geri tepen ve attıkları çamur kendi üzerlerine bulaşan Sarayın soytarıları, Vicdan sahibini arıyor  yazısından sonra da dut yemiş bülbüle döndüler. Bu konuda artık gıkları çıkamıyor.

Çok konuşan, çok saçmalayan, çok iftira atan, hedef saptıran Sarayın soytarıları bu seferde Antalya Tabip Odası web sayfasından Atatürk ve Türk Bayrağı’nın kaldırıldığı iftirasını atmakta gecikmediler. Hemen  Zırva Tevil Götürmez  yazısıyla verilen yanıtla  yalanları, iftiraları ellerine yüzlerine bir kez daha bulaştı. İyice rezil olan ve paniğe kapılan Sarayın soytarıları, gerçek olup olmadığı şüpheli bir ekran görüntüsünü,  panikle paylaşmayı da ihmal etmediler.  Güya yazdıklarımızın doğru olmadığını kendilerinin haklı olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar.  Ama nafile.

Bu girişten sonra konu ile ilgili birkaç teknik bilgi verip  en altta bir ekran görüntüsü de ben paylaşacağım. Aşağıda Antalya Tabip Odası web sayfası yönetici girişinin ekran görüntüsünü lütfen dikkatlice inceleyiniz.  Bu görüntü 16.05.2018 saat:18.00 civarında alınmıştır.

Ekran görüntüsünde Web admin sayfasında ilk üç yönetici ben ve iki tabip odası çalışanımız görünüyor. Bizler,  Antalya Tabip Odası Yönetim kurulu bilgisi ve onayı dahilinde Administrator yani yönetici konumundayız. Kendi şifrelerimizle web sayfasında yönetim kurulunun kararları ışığında eklemeler, çıkarmalar, düzenlemeler yapabiliyoruz. Yetkilerimiz ise sınırsız değil.

Son sırada bulanan ve e-posta adresinden kim olduğu açıkça belli olan doktoru tanıyorsunuz. 16.05.2018 saat:23.00’a kadar bu doktor Antalya Tabip Odası web sayfasında süper kullanıcı konumunda idi.  Güya seçim sonrası devir teslim sırasında yetkilerini devretmiş, şifreleri vermişti.  Ama ne hikmetse sınırsız yetkiye sahip tek kişi  olarak 20 gündür web sayfasına girip çıkıyor. (veya şifresini verdiği kişi ya da kişiler) Bunda da bizim açımızdan çok  bir sakınca yok. Öyle ya meslektaşımıza güvenmeyip kime güveneceğiz. (Bir kez daha vurgulamakta yarar var bu şifreyi  ne bizler ne de yönetim kurulundan kimsenin bilmesi mümkün değil.)

Sorularım çok açık, umarım verecekleri yanıtlar da bu açıklıkta  ve netlikte olur:

-Tabip odası seçimleri üzerinden 20 gün geçmiş olmasına rağmen, hala web sayfasına bu  doktorun (ya da şifresini paylaşmış olabileceği birilerinin)  giriş yapıyor olması çok tuhaf bir durum değil mi? 

-Ekranı incelerseniz son giriş tarihi 16.05.2018  ve saat:08.39  görünüyor. Tam da Atatürk ve Türk Bayrağının kaldırıldığı iftirasının atıldığı ve ekran görüntülerinin paylaşıldığı saatler. İftiraların atıldığı, yaftalamaların yapıldığı saatlerde web sayfasına giriş yapılması ve düzenleme ya da düzenlemeler yapılmış olması ne büyük tesadüfdür?

-Bu durumda sizce de bir gariplik yok mu? Neden ve hangi amaçla   giriş ya da girişler  yapılmış olabilir? Ne gibi bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuş olabilir? 

-Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulunun sorumluluğu altında olan ve bilgileri, onayları  olmadan web sayfasına giriş yapmak her şeyden önce ahlaki ve  etik sorunlar içermiyor mu?

Hiç kuşkusuz ve tereddütsüz, Antalya Tabip Odası bütün hekimlerindir. Ancak hekim olmak her şeyden önce insan olmayı gerektirir. Son iki yazımda, ‘’bir hekim bu kadar vicdansız, bu kadar kör ve bu kadar zalim olabilir mi?’’ sorularını sormuştum.   Hala ekran görüntüsü atanları ve üzerinde tepinenleri  görünce  nezaket sınırlarında kalmak gerçekten çok zor.

Sarayın soytarılarına bir kez daha sesleniyorum. Evet, birbirimizi eleştirelim, her şeye rağmen gene de arkadaşça, meslektaşça tartışalım. Bunda hiçbir sıkıntı yok. Ancak  üzüm yemek yerine bağcıyı dövmeye kalkarsanız, bunun adı  'halt etmek' olur. Derdiniz üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekse buna ne çapınız, ne de gücünüz yetmez.

Zırva Tevil Götürmez-Metehan Akbulut

Tüm içtenlikle ve dostane yaptığımız uyarılara rağmen “yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından “Vatan”daşlar, inadım inat diyerek hekimlik ortamımızı zehirleyen tarzlarını ısrarla sürdürüyorlar.

Her zaman olduğu gibi zırvaları, iftiraları, çarpıtmaları, yalanları, yaftalamaları… devam ediyor.

Yalan, iftira, çarpıtma ve safsatalarla gündem saptırmaya ve kendi ayıplarını örtmeye çalışıyorlar.

Son zırvaları ise Antalya Tabip Odası web sayfasından Atatürk ve Türk Bayrağını kaldırdığımız saçmalığı. Neler yazmamışlar ki:

Selçuk Koçlar
Websitesinden Atatürk'ü ve Türk bayrağını kaldırarak mı "Çağdaş" saray karşıtı oda olacaksınız ?

Ali Rıza Üçer

Atatürk'ü ve Türk bayrağını kaldırmaları şaşırtıcı mı? Saray karşıtlığı (!) böyle mi oluyor?

Ozan Uzkut
ANTALYA TABİP ODASI WEB SAYFASINDAN ATATÜRK VE TÜRK BAYRAĞI KALDIRILMIŞ UMARIM DAHA İYİSİNİ KOYMAK İÇİNDİR KENDİLERİNİ ÇAĞDAŞ OLARAK NİTELENDİREN ARKADAŞLARA ATATÜRK VE BAYRAK DÜŞMANLIĞINI YAKIŞTIRAMAM ÇÜNKÜ

Yazdıkları doğru mu? Değil. Hatta yaftalamaları, yalanları, iftiraları, çarpıtmaları, vicdansızlığın, acımasızlığın, insani ve politik kabalığın daniskası. Neden mi?

Öncelikle belirtelim ki Antalya Tabip Odası web sayfasından Atatürk ve Türk Bayrağı kaldırılmamıştır. Bu tamamen asılsız bir iftiradır. Olayın özeti “yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından “Vatan”daşlar geçtiğimiz iki yıl içinde odamızın web sayfasını da işin içinden çıkılmaz hale getirmişlerdir.

Birincisi, teknik olacak bir konu olmakla birlikte web sayfamız çökmek üzeredir.

İkincisi, iş bilmemezlikleri yüzünden web sayfasının responsive özelliği yani cep telefonları ile uyumu bozulmuştur. Yani cep telefonlarınızdan baktığınızda gerçekten Atatürk ve Türk Bayrağı’ nında olduğu logo gözükmemektedir. Normal bilgisayarda açtığınızda ise görülmektedir.

Üçüncüsü bu görünmemezlik yeni değil yaklaşık 1,5 yıldır olan bir durumdur. Eğer dedikleri gibi Atatürk ve Türk Bayrağı web sayfasından kaldırıldıysa, bunu yeni seçilen yönetim kurulu değil yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından “Vatan”daşlar yapmıştır.

Geçen yazımda sormuştum. Bir hekim bu kadar vicdansız, bu kadar kör ve bu kadar zalim olabilir mi? diye. Olabiliyor demek ki.

Başta Antalya ve İzmir olmak üzere hekimlerin tüm ülke genelinde bu tür yalanlara, iftiralara, yaftalamalara gerekli yanıtı vermiş olması “Vatan”daşların ezberlerini iyice bozmuş olacak ki zırvalamayı sürdürüyorlar. “Vatan” daşları artık tüm hekimler yakınen tanıyor, biliyor. Nafile bu tür çabaları yine sonuçsuz kalacak.

Bu anlayışın ideolojik gıdasını nereden, hangi derinliklerden ve “akil”lerden aldığı, nerelerden organize edildiği ve destek gördüğü ise gün gibi ortada. Bunun için Türkiye tarihine kısa bir göz atmak yeterli. Siyasi partilerden-sendikalara, meslek örgütlerinden-derneklere kadar nereye bakarsanız bakın hep aynı merkezden ve aynı iftiralar çarpıtmalar yalanlar servis edilir ve taşeronlar aracılığı ile yaygınlaştırılır. Alana göre taşeron değişse de deyim yerindeyse bu ülkenin namuslu, onurlu, cesur inatçı,… insanları hep vurulması en kolay yerden vurulmaya, yalnızlaştırılmaya çalışılıyor. .

Daha öncede yazmıştım anımsatmakta yarar görüyorum.

Söz aslında “maruftur” ama bazen galiba Picasso’ya mal edilen öyküye de bağlanır. Ressam bir tablosunda yer alan çizme figürüyle ilgili bir kunduracının bilgisine başvurma gereği duyar. Onu atölyesine çağırır ve çizmelerin biçimleriyle ilgili bilgi alır. Bu sırada kunduracı kendi bilgisine başvurulmasından hoşnut bir halde, tablonun diğer bölümleriyle ilgili tavsiyelerde bulunmaya koyulunca, “lütfen” der, Picasso, “siz çizmeden yukarı çıkmayın”

Yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından ”Vatan” daşlara bir kez daha sesleniyorum

Yıllardır eğilip bükülmeden,
Popülizm yapmadan,
Onurlarıyla mücadele eden,
Bedeller ödeyen,( halen ödemeye de hazır olan)
……………………….
Bizler karşısında LÜTFEN, ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAYIN

 

Vicdan sahibini arıyor-Dr.Metehan Akbulut

Hekim olmak herşeyden önce insan olmayı gerektirir. Bir hekim bu kadar vicdansız, bu kadar kör ve bu kadar zalim olabilir mi? Olabiliyor demek ki.

Hekimlerin, sağlık alanının, ülkemizin gündemi saniye hızıyla değişiyor. Ama “yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından “Vatan”daşların iftiraları, çarpıtmaları, yalanları, yaftalamaları… sürekli tekerrür ediyor.

Ne zaman bitecek bu hikayeler merak ediyorum? Artık gına geldi birbirinin türevi iftiralarından, yalanlarından, yaftalamalarından. Ciddiye alıp yanıt vermek gerekir mi tartışmalı. Ancak yanıt verilmedikçe saçmalıklarının doğru olabileceğine en azından kendi kendilerini inandırma olasılıkları hiç de az değil.

Son saçmalıkları ise 1 Mayıs’ta Antalya Tabip Odası’nın yeni yönetim kurulunun Atatürk anıtına çelenk koymadığına dair. Yazılanların bir kısmı:

 

DR. OZAN UZKUT
Artik 1 mayista resmi bayramlarda tabip odamizin celengi 2 yil Ataturk anitinda goremiyecegiz secenlere hayirli olsun

DR. SELÇUK KOÇLAR'ın YORUMU
sabah istiklal marşı okunmuş abd solcuları ondan yok.Öğleden sonra bizim sosyal demokratlar sahte abd solcuları katılsın diye istiklal marşından vaz geçince koşturup gelmişler

DR.EROL YAMAN
Bugün Antalya Cumhuriyet Meydanında sabah 09:30 da icra edilen törene Mensubu olduğum bazı Dernekler ile bazı Meslek Odalarının yöneticileri ile üyelerinin tören alanına protesto edercesine gelmemeleri ve çelenk sunmamalarına çok üzüldüm. Bu kişileri geçerli bir mazeretleri yoksa (ki OLAMAZ ve OLMAMALI) şiddetle kınıyorum.
ÖĞLEDEN SONRA ANTALYA AYDIN KANZA PARKINDAN BAŞLAN YÜRÜYÜŞE, ANTALYA TABİP ODAMIZIN PANKARTI İLE KATILAN HEKİM MESLEKTAŞLARIMI TEBRİK EDİYORUM.
(NOT: Bundan sonraki icra edilecek Törenlerde; üyesi olduğum meslek odalarım ile üyesi olduğum dernekler çelenk sunmazlar ise ben de üyesi olduğum meslek odasının üyesi ve üyesi olduğum derneklerin üyesi olarak çelenk yaptırıp sunacağım. Şimdiden bilgi vereyim istedim. )

“Yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından “Vatan”daşların yazdıkları yenilir yutulur cinsten değil. Tümüyle iftiralarla, çarpıtmalarla, yalanlarla,… dolu yorumlarında bilinçli olarak yaratılan bir karmaşa ile birlikte dil ve imla sorunları da hakim. Aynı zamanda her yanı cahillik kokan deli saçmalıkları yazdıkları.

Yazdıkları doğru mu? Değil. Hatta yaftalamaları, yalanları, iftiraları, çarpıtmaları, vicdansızlığın, acımasızlığın, insani ve politik kabalığın daniskası. Neden mi?

a) 1 Mayıs tarihinde yeni yönetim kurulu henüz mazbatasını alıp göreve bile başlamamıştı.

b) 1 Mayıs öncesi yönetimde ağırlıkta olan "Yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının figüranlarından “Vatan”daşlar 1 Mayıs kutlamalarını, yönetim kurulu toplantısında gündem dahi yapmadılar.

c) 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü tüm dünyada özel bir gündür. Ancak, örneğin dedikleri gibi 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim gibi bir gün değildir. Dolayısı ile Atatürk anıtına çelenk konulması gibi bir tören, değil Türkiye’de, dünyanın hiçbir yerinde yapılmamaktadır. 1 Mayıs’ta, sadece ve sadece kontrgerilla tarafından, 1977’de Taksim Meydanı’nda katledilenler için tören yapılmaktadır.

İşin özeti, ortada Atatürk karşıtları filan yok. Hekimleri, hekim hareketini ve tabip odamızı “Yerli ve milli” olan Cumhur ittifakının peşine takmaya çalışan figüran “Vatan” daşlar var. Daha önce de yazmıştım. Sizler Mustafa Kemal’in değil hekimleri, hiçbir şeyi değilsiniz. Konuyla ilgili birkaç ay önce yazmıştım. Dileyen arkadaşlarımız http://www.antalyacagdashekim.org/hakkmzda/cada-hekimlerden1/526-mustafa-kemal-in-hekimleriyiz-dr-metehan-akbulut.html linkinden okuyabilir.

Karşımızda çok konuşan, çok saçmalayan, çok iftira atan, hedef saptıran bir ekip var. Bilinenleri tekrarlamanın lüzumu yok.

Bu ekip " Atatürkçülüğü, memleketin nasıl sevileceğini, ülkemize nasıl sahip çıkılacağını, yalnız biz biliriz diyerek kendileri gibi düşünmeyen herkesi "Atatürk düşmanı, bölücü, emperyalist uşağı,.." ilan edecek kadar gözünü karartmış durumda.. “Atatürk, bayrak, ülke sevgisi gibi kavramlar hiçbir zaman ve hiç bu kadar kirletilmemiştir herhalde.

Ne mutlu bize ki düşüncelerimiz, izlediğimiz tutarlı ve kararlı çizgi, sizinkine hiç benzemiyor. Mutluyuz. Size de kendinizle hesaplaşmanızı öneririz. İyi olur. Çünkü anlattıklarınız sizin hikayeniz, ayna korkusunu yenmelisiniz. Ötesi geçmiş olsun, acil şifalar!

Son notum şudur: Çağdaş Hekimler birazda “muhterem ve muteber olamayan ama hayallerini satmayan”, “zalimin, zulmün karşısında dimdik duran ” hekimlerden oluşmaktadır.

 

Sözümüzü söylemek, umudumuzu büyütmek için- Dr.Metehan Akbulut

1 Mayıs 2018 Salı günü saat 14.00’de Aydın Kanza Parkı’nda toplanarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüyeceğiz

Biz hekimler, Türkiye’nin tüm illerinde olduğu gibi Antalya’da da 1 Mayıs’ta alanlardayız.

Ve elbette faşizme karşı 1 Mayıs’ta söyleyecek sözümüz, büyütecek umudumuz var!

İyi Hekimlik  için
İnsanca yaşama ve çalışma koşulları için,
Çalışırken ve emeklikte geçim sıkıntısı çekmeyeceğimiz, insanca yaşamamızı sağlayacak bir ücret için,
İşten atılma kaygısı yaşamamak için,
Ailelerimiz ve kendimize zaman ayırabileceğimiz bir çalışma düzeni için,
Hastalarımıza nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek için
Mesleki gelişim, sürekli eğitim için,
Beden ve ruh sağlığımızı korumak için,
Şiddetsiz çalışma ortamı ve şiddete uğramamak için,
Birlikte hizmet ürettiğimiz ekip arkadaşlarımızla barış içinde çalışmak için,
Esnek çalışma değil, iş  ve gelir güvencesi için,
Mesleki itibarımız için,
Angarya değil görev tanımına uygun çalışma için,
İnsanca mesai saati, nöbet ertesi izin hakkı için ,
Rekabet değil dayanışma için ,
Nitelikli uzmanlık eğitimi için ,
Medyada çıkan her konuda konuşan uzmanların yerine, konunun uzmanlarının konuşması için ,
Özerk ve demokratik üniversite için ,
Haksız ve hukuksuz ihraç edilenlerin görevlerine iadesi için ,

Eşitlik , özgürlük, kardeşlik, barış, demokrasi, adalet için ,
Güzel günler için,
Birarada kardeşçe yaşamak için,
Gericiliğe ve karanlığa karşı aydınlığın yaratılması için,
Emperyalizme ve neoliberal politikalara karşı insanca bir yaşam için,
Demokratik, bağımsız, eşit ve gerçekten laik bir Türkiye için,

Ve elbette faşizme karşı 1 Mayıs’ta söyleyecek sözümüz, büyütecek umudumuz var!

Sözümüzü söylemek, umudumuzu büyütmek için, 1 Mayıs 2018 Salı günü saat 14: 00’de Aydın Kanza Parkı’nda toplanarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüyeceğiz.

 

Bütün mesele bu karanlığa teslim olmamakta -Dr. Metehan Akbulut

İyi ve nitelikli hekimlik yapmak gittikçe zorlaşıyor.

Hekimler yarın ne olacağını bilemez durumda.

Hekimlere yönelik saygısız, hürmetsiz, değer bilmez tutumlar bilinçli ve sistemli olarak gündelik popülist politika haline getirildi.

Gelecek belirsizleştiriliyor, umutsuzluk arttırılıyor, tam bir çaresizlik ve teslimiyet hakim kılınmak isteniyor.

Şimdi  yeni bir başlangıç zamanı.  

"Başka bir yaşam, başka bir Türkiye, başka bir dünya" için ümitlerimizi tazeleme zamanı...

Şimdi mücadele etme zamanı...

Tekrar etmeye gerek yok aslında; Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden birisinden geçiyoruz. 12 Eylül darbesiyle başlayan sürecin zirve noktası olan siyasal İslamcı rejim, ülkemizde iyiden ve güzelden yana ne varsa hepsini yok etmek istiyor.

Ülkemizde yaşanan olumsuzluklar sağlık ortamına, sağlık ortamında yaşadığımız bütün olumsuzluklar da olduğu gibi mesleki ortamımıza yansıyor. Biz hekimler, sıkıntılı, sancılı, sorunlu bir ülkede yaşayan tüm yurttaşlar gibi önemli sorunlarla karşı karşıyayız. Meslektaşlarımız başta olmak üzere  halkımız umutsuz, tedirgin, kaygılı.

Ülkemiz bir yangın yeri. Ama bu ilk karanlığımız değil, ilk kez geçmiyoruz karanlıklardan.

Ve biliyoruz ki: Bu karanlık da sonsuza değin sürmeyecek.

İşte bütün mesele bu karanlığa teslim olmamakta; Yaptıklarımızla, söylediklerimizle, sözlerimizle buna karşı direnci her zaman ve her yerde koruyabilmekte.

Elbette daha güzel bir gelecek için mücadele etmek, öncelikle öyle bir geleceği tahayyül etmeyi ve ona inanmayı gerektiriyor.

Hekimleri, halkımızı, ülkemizi saran bunca kötülükle baş etmek, iyiliği ve güzelliği çoğaltmak için bi’şey yapmalıyız. Ne sorunlarımızın çözümünü başka yerlere havale etmeye ne de bu kötülüğe teslim olmaya niyetimiz yok!

Antalya Tabip Odası seçimli genel kurulu, birçok zorluğa göğüs gererek, korumaya çalıştığımız iyi hekimlik değerlerinin yok sayıldığı, sağlık ortamında yaşanan karmaşanın, mesleğimize ve emeğimize saygısızlığın her geçen gün arttığı, kendi çalışma ortamlarımıza yabancılaştırıldığımız bir dönemde yapılıyor.

28 -29 Nisan  2018 tarihlerinde gerçekleştireceğimiz Antalya Tabip Odası genel kurul ve seçimleri,   meslektaşlarımız, halkımız ve ülkemiz için yeni bir başlangıç  olsun.

“Bütün iyi kitapların sonunda
Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
Meltemi senden esen
Soluğu sende olan
Yeni bir başlangıç vardır
Her başlangıçta yeni bir anlam vardır.”

Her başlangıçta yeni bir anlam, yeni bir umut vardır .  Umut ise  bizim yenilmezliğimizdir…

On yıllardır insanı önceleyen ortak değerler çerçevesinde, başta meslektaşlarımız olmak üzere herkesin katkısı ile kendisini yeniden üreten Çağdaş Hekimlik çizgisinin haklılığı ve güçlülüğü her geçen gün daha derinden hissedilmektedir…

Desteğiniz umudumuzu çoğaltır.

Tercihimizi neye göre belirleyeceğiz? Dr. Metehan Akbulut

Antalya Tabip Odası’nın 29 Nisan 2018 tarihinde yapılacak seçimlerine Çağdaş Hekimler Grubu olarak katılıyoruz. Başka aday/grup çıkar mı bilinmez. Ancak şu an itibarıyla bizim dışımızda Hekim Birliği ve Önce Hekim Grupları da adaylıklarını açıkladılar.

Seçim dönemi olunca doğal olarak daha fazla meslektaşımızla daha sık yüz yüze görüşme olanağı yakalıyorsunuz. Görüştüğümüz bir çok meslektaşımız seçime katılacak grupların içinde tanıdığı, sevdiği, görüştüğü, aynı sağlık kuruluşunda çalıştığı….hekimler olduğunu belirterek tercihini buna göre kullanacağını söylüyor. Antalya Tabip Odası seçim sonuçlarında, yıllardır ne yazık ki çoğu kez aynı okuldan mezun olmak, aynı sağlık kurumunda çalışıyor olmak, kişisel arkadaşlık …gibi nedeniyle verilen oylar etkili oluyor. Aslında son derece insani görünen bu tercih, çok da anlaşılabilir değil. Çünkü verdiğimiz her oyla, aslında sadece kişi seçimi yapmıyor, aynı zamanda bir tercihte de bulunuyoruz.Umuyor ve diliyorum ki meslektaşlarımız sevmenin, arkadaş olmanın ötesinde yani kişilerden ziyade hangi değerlere ve hangi anlayışı desteklediklerinin ayırımında olarak oy kullanırlar.

Antalya Tabip Odası`nda faaliyet yürüten ÇAĞDAŞ HEKİMLER GRUBU, son otuz yılda bu çatı altında üretilen demokratik, ilerici, eşitlikçi, barışçı, özgürlükçü ne varsa onları içermeyi hedefleyen bir gelenektir.

Türkiye sağlık ve hekimlik ortamına yönelik saldırılara karşı durmanın yolunun ancak ve ancak etkin-demokratik-katılımcı bir mücadele ile mümkün olduğuna inanıyoruz. Bütün hekimleri kapsayan ve "hem mücadele, hem müzakere" perspektifiyle hep birlikte mücadele eden, kapısı ve olanakları bütün hekimlere açık bir Antalya Tabip Odası’nı yeniden kurma kararlılığındayız.

Çağdaş Hekimler olarak , 29 Nisan 2018 tarihinde yapılacak Antalya Tabip Odası seçimlerinin sonucuna değil, mesleğimize, geleceğimize, halkımıza ve ülkemize sahip çıkma sorumluluğuna kilitlendik.

Önceliklerimiz:
*İş güvencesi, can güvencesi, gelir güvencesi, mesleki bağımsızlık, klinik özerklik için mücadele etmek.
*Emekli hekim maaşlarının arttırılması için mücadele etmek.
*Hekimlerin özlük haklarının düzeltilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadele etmek.
*Özel hastanelerdeki hekim emeği sömürüsüne karşı mücadele etmek.
*Tabip odası çalışmalarına daha fazla hekim katılımını sağlamak.
*Sağlıkta şiddete karşı mücadele etmek.
*İnsanca mesai saatleri ve nöbet ertesi izin hakkı için çalışmak.
*Tüm ilçe ve birimlerde seçimle belirlenecek temsilcilikler kurmak ve Antalya Hekim Meclisini yeniden faaliyete geçirmek.
*Çalışmalarımızı en hızlı bir şekilde üyelerimize duyurmak, üyelerimizle iletişimi arttırmak.
*Sağlık hizmetinin hastaya ve hekime yaraşır şekilde, insan onuruna uygun koşullarda verilmesi için çalışmak.
*Halk sağlığını korumaya yönelik akademik çalışmalara katkıda bulunmak.
*Tıp, uzmanlık, yan dal ve mezuniyet sonrası eğitim standartlarının yükseltilmesi için çalışmak.
*Liyakata değil sadakata göre yapılan mesleki yükselme ve idari görevlendirmelere karşı çıkmak.
*Bağımsız akademik çalışmalar önündeki engellerin kaldırılması için çalışmak.
*Endüstri ile ilişkilerde etik ilkeler konusunda çalışmalar yapmak.
*Tanı ve tedavi maliyetlerindeki gereksiz harcamalara dikkat çekmek.
*Hekim ve hasta güvenliğinin sağlanması için mücadele etmek.
*Sağlık hizmet sunumunda etik ilkelere dayalı iyi hekimlik uygulamalarının yaygınlaşmasına katkıda bulunmak.
*Sağlığın piyasalaştırılmasına, ticarileştirilmesine karşı kamucu-toplumcu politikaları savunmak.
*Umut tacirlerinin hastaları istismar etmesine karşı yürütülen faaliyetleri sürdürmek.
*Hastaların doğru bilimsel ve güncel tanı ve tedavi yöntemlerine ulaşmasına katkıda bulunmak, akılcı ilaç kullanımına destek vermek.
*Toplumu ve basını bilim dışı tedaviler konusunda uyarıcı faaliyetlerde bulunmak, web sayfasında halkı sağlık konusunda bilgilendirici sayfa açmak.
*Ve elbette ki Antalya Tabip Odası’nı yeniden hekimlerin omuzlarında yükselen, etkin, çağdaş, laik, demokratik bir yapıya kavuşturmak.

Bu öncelikler doğrultusunda, gelenekten geleceğe uzanan otuz yıllık mücadele birikimimizle;
*Karanlığa Karşı Aydınlığı,
*Gericiliğe Karşı Çağdaşlığı,
*Dinciliğe Karşı Laikliği,
*Hurafeye Karşı Bilimi,
*Savaşa Karşı Barışı,
*Diktatörlüğe Karşı Özgürlüğü,
*Saltanata Karşı Demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz!

Şimdi hepimize düşen görev; mesleğimize, ülkemize, sağlık hakkına, örgütümüze sahip çıkmak, Antalya Tabip Odası ve TTB’yi geçmişin ayak izlerinden geleceğe doğru omuzlarımızda taşımaktır.

Sarayın Odası, Bakanlığın Bürosu Olmayacağız !- Dr. Metehan Akbulut

Önceliğiniz hekim hakları değil… İdeolojik davranıyorsunuz… Politika yapıyorsunuz…Marjinal tavır alıyorsunuz!... ; Bizlere yönelik sıkça yapılan eleştiriler. Yazının başlığıda “Sarayın Odası, Bakanlığın Bürosu Olmayacağız !” olunca belkide eleştiriler biraz daha artacak.

Aslında bu eleştirilerin haksız olduğu ve kimi meslektaşlarımızın tamamen bilgi eksikliklerinden kaynaklandığı bir gerçek. Bu gerçeği görmek için TTB’nin ya da Çağdaş Hekimler’in yönetimlerde olduğu tabip odalarının çalışma raporlarına bakılması yeterli. Kendini her daim suret-i haktan takdim edip, her fikrimizi “ideolojik” olarak yaftalayanlar ise şimdilik ayrı bir yazının konusu.

Öncelikle altını bir kez daha çizmekte yarar var; Evet siyaset yapıyoruz ve yapmayada devam edeceğiz. Sorunlarımızın çözümünü, başka yerlere havale etmeye ne de bu karanlığa teslim olmaya niyetimiz yok !

Dolayısıyla kendi alanımızdaki mesleki sorumluluklarımız, hem ülkeye karşı sorumluluklarımız, yaşadığımız dünyaya karşı sorumluluklarımız, hem halkımıza karşı sorumluluklarımızın bilincinde olarak meslek alanlarımız üzerinden bundan sonra da siyaset yapmayı sürdüreceğiz.

Çünkü biz hekimleri doğrudan etkileyen bütün uygulamalar siyasal ideolojilerin bir ürünü. Hekimleri, sağlık alanını böylesine darmadağın eden bir ideolojinin, biz hekimleri giderek ne hale getirdiğini görmezden gelemeyiz. Siyaset yapmama çağrısı her şeyden öte hayatın gerçekliğine de aykırı.

Yıllardır “İyi Hekimlik” için mücadele ediyoruz. “Mesleki sorunlarımızın ülke sorunlarından ayrılmazlığı ilkesinden hareketle: Asıl görevimizi; hekimlerin haklarını korumak, çalışma ve yaşam koşullarının iyileşmesini sağlamak ve tüm yurttaşlarımıza eşit, ücretsiz, nitelikli, çağdaş bir sağlık hizmeti için çalışmak” olarak tanımlıyoruz.

Çağdaş Hekimler olarak, ülkemize, halkımıza, demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe, eşitliğe, kardeşliğe ve barışa sahip çıkıyoruz. Bu değerlere sahip çıkmak siyaset yapmaksa: Evet… Çağdaş Hekimler siyaset yapmaya devam edecektir. Çağdaş Hekimler olarak sağlık hakkına, kentlerimize, doğamıza, suyumuza, madenlerimize, derelerimize, kültürel varlıklarımıza sahip çıkıyoruz. Varlıklarımızın ve değerlerimizin rant ve çıkar çevreleri için değil ülke ve halk yararına değerlendirilmesini istiyoruz. Bu değerlere sahip çıkmak siyaset yapmaksa Çağdaş Hekimler siyaset yapmaya devam edecektir.

Cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği, barışı, eşitliği, özgürlüğü ve adaleti, tarihsel koşulların gerektirdiği bir üst seviyede ve bir bütün olarak kazanmak için mücadele etmek siyaset yapmaksa: Evet, siyaset yapmaya devam edeceğiz.

Kuşkusuz Çağdaş Hekimlerin ideolojik ve politik olarak hem fikirliği yok. Hiçbir partinin, örgütün, siyasi hareketin arka bahçesi de değiliz. Çağdaş Hekimler, farklı hassasiyetlere sahip olan, farklı nedenlerle hekim hareketini yükselten ve birbirlerinin farklılığına saygı duyan hekimlerin omuzlarında yükseliyor. Bizleri asıl anlamlı kılanda bu.

Başta siyasetçiler olmak üzere yöneticilerin hekimlere yönelik sevgisiz, hürmetsiz, değer bilmez tutumları… Yoksulluk sınırının altında emekli hekim maaşları… Mesleğimizi icra ederken maruz kaldığımız şiddet… İsyan ediyoruz! Bizler topluma adanmış bir mesleğin onurlu üyeleriyiz. Emeğimizle, bilgimizle, uzun yıllar süren eğitim ve mesleki deneyimlerimize dayanan birikimimizle insanlara hizmet için çalışıyoruz.

Aslında durum son derece açık; AKP ve saray rejimi herkesi olduğu gibi biz hekimleri de hizaya çekmek istiyor. Her dönem ve her şart altında zalimin zulmüne karşı direnen Çağdaş Hekimler olarak bize dayatılan hayata boyun eğen değil, hayatı değiştirmenin peşindeyiz . Her türlü zorluğa rağmen “İyi Hekimlik” mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız.

Antalya Tabip Odası seçimli genel kurulu, birçok zorluğa göğüs gererek korumaya çalıştığımız “İyi Hekimlik” değerlerinin yok sayıldığı, sağlık ortamında yaşanan karmaşanın, mesleğimize ve emeğimize saygısızlığın her geçen gün arttığı, kendi çalışma ortamlarımıza yabancılaştırıldığımız bir dönemde yapılıyor.

Hekimlerin özlük haklarını ve halkın sağlık hakkını savunmak çağdaş, laik, demokratik bir ülkede mümkün. Çağdaş Hekimler olarak meslek örgütümüz Antalya Tabip Odası’nın ve TTB’nin Saray’ın odası haline gelmesine de, Bakanlık bürosuna dönüşmesine de izin vermeme kararlılığındayız.

Tüm meslektaşlarımızı 29 Nisan 2018 Pazar günü yapılacak Antalya Tabip Odası seçimlerine katılmaya ve Çağdaş Hekimler Grubu’nda oylarını birleştirmeye davet ediyoruz.

 

Dördüncü Teknolojik Devrim: Tıpta ve Sağlık Sisteminde Devrim-Dr. Haluk Başçıl

                                                               Dr. Haluk Başçıl

Birkaç yıldır Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB), Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerde toplumun bir kesimi robotların, yapay zekanın, nanoteknolojinin, biyoteknolojinin, genetik alanındaki yeni buluşların, 3 D yazılımın, iletişim yeniliklerinin, “Big Data” kavramının vb ekonomik ve toplumsal alanda yol açacağı değişimi konuşuyor. Bu yıl zenginler kulübünün yaptığı Davos gündeminde de 4. sanayi devrimi vardı.

Bütün ekonomik sektörlerde önemli değişimlerin olacağı, medikal sektörün de bundan en fazla etkileneceği söyleniyor. Zaten mesleki uygulamalar içinde bu değişimi de şu ya da bu ölçüde de olsak görüyoruz diyebiliriz. Ancak günümüzde bahsedilen; değişimin evrimci bir şekilde değil de büyük bir sıçrama şeklinde olacağı. Öyle uzak bir zaman diliminde de değil. Önümüzdeki 10 yıl içinde. Yani tıp fakültesine yeni başlayan bir hekim adayının mezun olduğu ve ardından da uzmanlık eğitimini bitirdiği bir zaman diliminde yaşanacak bu sıçrama.

Bu teknolojik devrimin sağlık sektöründe dijital ağ içinde ve kendi kendine öğrenen, tanı koyan, tedavi protokolü düzenleyen, otomatik cerrahi müdahalelerde bulunan, hastaların ihtiyaçlarına cevap veren robotların ve  cihazların medikal teknolojide önemli değişimlere yol açacağı söyleniyor.

1. Yapay Zeka ve Robot Teknolojisi: Tıp ve Sağlık Sektörü

a.Tıp Öğrencisi Robot Xiaoyi     Çin’de 2017 ulusal hekimlik sınavına katılan “küçük doktor” Robot Xiaoyi, 600 üzerinden 416 not alarak sınav birincisi oldu. Elliüç  medikal kitap, 1 milyon görüntü, 2 milyon sağlık dosyası, 400 bin sağlık raporu bilgisine sahip olan robot Xiaoyi 10 saatlik sınavı 1 saatte bitirdi. 2018 Mart’ında hizmete girecek robot Xiaoyi’nin, hekimin yerini almayacağı, sadece ona tanı koyma ve tedavi düzenlemede yardımcı olacağı belirtiliyor.[i]

Tanı koyan hekimin yerini lojisyelin - robotun alacağı, bunların tanı koyacağı ve ardından da tedaviyi düzenleyip reçete yazacağı belirtiliyor. 2016 yılında yapılan bir çalışma yapay zekaya sahip lojisyel – robot insan hekimlere göre göre % 42 oranında daha doğru tanı ve tedavi yaptığı ortaya koydu.  Ayrıca, hekim tanıya ulaşmak için 500 $ harcarken bu rakam lojisyelde – robotta 200 $’a düşüyor.[ii] b

b. Robot nöbetçi hekim RP-7 

ABD’de nöbetçi hekimin uzaktan kumanda ettiği 1.50 m boyundaki robot nöbetçi hekim “RP-7” hizmet veriyor. Hekim hareketli robotun ekranından hastaları görmekte, onlarla konuşmakta, lezyonlarını zumlayarak yakından izlemekte ve hemşire-hastabakıcı personele ile ilişki kurmakta, yapılması gerekenleri iletmektedir.

Bu tür robot ve internet bağlantısı sayesinde, gelecekte bir uzman hekimin ulaşımın zor olduğu ücra bölgelerdeki sağlık merkezlerinde hastaya tanı koyması ve tedavi düzenlemesi mümkün olacaktır. Yine ambulanslarda da kullanılacak bu tür robotlarla hekim hastaya-yaralıya çok daha kısa bir zamanda müdahale edebilecek ve hastanın yaşamı kurtarılabilecektir.

c.Cerrah Robot Da Vinci

Cerrahi aletleri kullanan üç kolu ve ileri derece gelişmiş kamera sahip üç boyutlu görüntü alan 4. koluyla cerrah robot Da Vinci,  bir insan cerrahın yönetimi altında, operasyon yapıyor.

Hastanın genel sağlık durumunu ve yaşam fonksiyonlarını da izleyebilen robot Da Vinci, insan bileğinin yapamayacağı hareketler (kendi çevresinde 540 derece dönüşler) gerçekleştirdiği operasyonda, hastada daha az kan kaybı, dokularında minimum hasar oluşuyor. Dolayısıyla hasta güncel hayata daha çabuk dönüyor.

Türkiye dahil bir çok ülkede 5 yıldır,  genel cerrahi, göğüs cerrahisi, kardiyovasküler cerrahi, üroloji, kulak burun boğaz, kadın hastalıkları ve doğum dahil binlerce ameliyat yaptı.

Smart Tissue Autonomous Robot[i], Da Vinci’nin bir nevi ileri jenerasyonu sayılabilir.

Robot STAR bir insanın müdahalesi olmaksızın, domuzda ince barsak rezeksiyonu yapmakta ve tüpü iki kenarını birleştirebilmektedir. Yapay zeka sayesinde de hata payını azaltarak operasyonun başarı şansını arttıyor. Bunun için enfraruja yakın floresan işaretleyici, yeni bir medikal görüntüleme tekniği, yüksek çözünürlüklü plenoptik 3D izleme sistemi ve gerçek zamanlı çalışan yumuşak doku görüntüleme entegre bir şekilde kullanıyor. İyi bir cerrahın maksimum 19 sütür atabildiği yere başarılı bir şekilde 20 sütur atmaktadır.

Robot beklenmedik doku hareketlerini algılayabilmekte ve gerçek zamanlı tepki verebilmekte,operasyon hareketlerini ve eylemlerini, algıladığı değişikliklere göre otonom olarak yeniden düzenleyebilmektedir.

Operasyonda dikkat dağınıklığı, yorgunluk, stres veya belirsizlik göstermemektedir.

 Robot Hastabakıcı Ri-man, Hemşire HOSPİ[i]

İşitebilen, gören, idrar kokusu dahil bir çok kokuyu duyabilen 1.60 m boyunda ve 100 kg ağırlığında robot hastabakıcı (Ri-man) hastayı yataktan tekerlekli sandalyeye, sandalyeden yatağa, yataktan ayağa kalkmasına yardım etmekte,  bir yerden bir yere taşımakta, hatta tuvalete oturtmaktadır.

Yumuşak deri özelliğinde malzeme ile kaplanmış kol ve ellerindeki duyarlı reseptörler sayesinde taşıdığı hastanın ağırlığını kollarına ve ellerine eşit olarak dağıtmakta ve hastayı konforlu bir şekilde taşımaktadır.

Bunun dışında yüz ve ses tanıması yapan HOSPI isimli bir diğer robot Okayama’nın “Sakaki Field Hospital”ın kardiyoloji servisinde hastalara ilaçlarını dağıtıyor, hasta dosyalarını taşıyor.

 

d. Robot Fizyoterapist “Arm Rehabilitation”

İsviçre’de robot fizyoterapist “Arm Rehabilitation” hekim yada fizyoterapistin hastalarda öngördüğü reedükasyon programlarına göre hastaya hareketleri en ileri düzeyde yaptırmaktadır. Hasta reedükasyonunda kullanılmaya başlayan bu tür robot fizyoterapistler Japonya, Fransa ve daha birçok ülkede kullanılmaktadır.

ABD’de hastanın damarından kan alan, Japonya’da hasta ilaçlarını dağıtan, saçlarını yıkayan hemşire robotlar kullanıma girmiştir. Hemşire ve hastabakıcılara ağır ve zor işlerinde yardımcı olacak robot hemşire ve hastabakıcılar hastanelerde çalışmaya başlamıştır. Kısa bir zaman içinde bunların ikinci/ üçüncü, ...jenerasyon daha gelişmiş tipleri eskilerin yerini alacaktır.

2. Nanoteknoloji: Tıp ve Sağlık Sektörü

Atom ve molekül yapıların işlenmesi, yeniden düzenlenmesi bunlardan kullanılışlı materyal, araç yapılması ile fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar, malzeme bilimi, elektronik alanlarında büyük gelişmelere yol açıyor. Nanoteknolojide kullanılan ölçü birimi nanometre 10-9 metreye tekabül ediyor. Bir örnek vermek gerekirse hücre zarının kalınlığı 12 nm’ ye, “Intel i7” de kullanılan bir transistör de 22 nm’ye inmiş durumda.

Bu teknoloji  ile canlıda moleküler seviyede müdahalede bulunma olanağı da tıp alanında çarpıcı gelişmeleri ortaya çıkarıyor. Nanotıp, nanocihazlar ve nanoyapılar aracılığıyla hücre düzeyinde DNA ve RNA’ da ortaya çıkan değişimi, proteinleri, normal ve patolojik süreç belirteçleri ölçülebiliyor ve hastalıklar henüz belirtileri ortaya çıkmadan çok erken bir dönemde tespit edilebiliyor. Böylelikle insan organizmasının moleküler düzeyde izlenmesine, yeniden yapılandırılmasına sağladığı olanak yepyeni teşhis ve tedavi yöntemleri açığa çıkarıyor.

Ünlü futurolog Ray Kurzweil 2030 yılına kadar, tıbbın hem biyolojik parametrelerin kontrolünden sorumlu hem de birden fazla patolojiyle hücresel seviyede savaşan, izleyen ve terapötik olarak nano-robotların büyük oranda kullanacağına söylüyor.[i]

Nanotıp var olan hekimlik uygulamalarına eklemlenecek bir tür yeniliğin çok ötesinde, hastaya ve tıbbi müdahaleye ilişkin yeni bir paradigma ortaya çıkıyor.

Nanoteknolojinin tıp alanında kullanıma girmesiyle 2020-2030 yılları arasında nanorobotların kullanımına yönelik birkaç örnek zihin açıcı olacaktır.

a.Retraktomi operasyonu

Diyabet, hipertansiyon gibi çok sık görülen hastalıkların neden olduğu retinopati sonucu oluşan skar (yara) dokusunun yol açtığı görme problemine yönelik retraktomi operasyonu oldukça komplike ve cerrahın becerisi ile yakından ilgili riskli bir operasyon. Şırınga ile göze enjekte edilen ve manyetik alan içinde yönlendirilen 1 mm genişliğinde dört keskin kenarı olan nanorobot ile retina venlerine müdahale edilmektedir. Güçlü elektromıknatıslarla yaratılan manyetik alan ile üç boyutta da çok hassas hareketleri yapabilen bu nanorobot gözün içinde neşterin yapacağı işi yaptıktan sonra ve girdiği yoldan tekrar çıkmaktadır. Böylelikle hem girişimsel cerrahiden doğan komplikasyonları azalmakta hem de hastanın iyileşme süresinin kısalmaktadır.[i] 

b. Dirençli Bakterilerle – Kanser Hücreleri ile Savaşta Nanoteknoloji

Altın nanoparçacıklı antikorlar hastaya enjekte edilerek bu antikorların tahrip edilemeyen dirençli bakterilere yapışması sağlanıyor. Ardından da dışarıdan gönderilen ve kızılötesi bir lazer ışını ile ışığın bu dalga boyunu absorbe ederek ısınan nanorobotlarla dirençli bakterilerin parçalanması sağlanıyor. Bu yöntemin kanser hücrelerinin yol edilmesinde de kullanılması üzerinde çalışılıyor.

c. Ateroskleroz Tedavisinde Nanoteknoloji

İlaç yüklü nanorobot hastalıklı organa enjekte edildikten sonra küçük frekanslı bir manyetik dalga ile ilacın serbest bırakılması sağlanmaktadır. Böylelikle alınan ilacın vücudun her yerine dağılarak diğer sağlıklı organ ve dokular olumsuz etkisi ortadan kaldırılmakta ve gerçek hedef organa istenen düzeyde ulaşması sağlanmaktadır.

Bu tedavi yöntemiyle ateriskeleroz plaklarının bulunduğu yerlere gönderilen Annexin A1 proteini yüklü nanorobot aracılığıyla plaklar ortadan kaldırılmakta ve damar tamiri sağlanmaktadır. Böylelikle miyokard enfarktüsü ve anjina pektoris, aynı zamanda serebrovasküler hasarlar önlenebilecektir.

Yine bu tür nanorobota yerleştirilen sivri uçlu deliciler, burgular aracılığıyla taşlaşmış ateroskleroz plakları,  kılcal damarı tıkayan kan pıhtıları parçalanmakta ve kan dolaşımı yeniden sağlanmaktadır.[i]

Nanorobotun lazer yerleştirilmiş bir başka modeli de böbreklerde oluşan kristallerin, taşların parçalanmasında kullanılması çalışmaları sürüyor.  

d. Yaşam Fonksiyonların İzlenmesi

Kronik hastalıkları olan kişiler, genelde sağlık durumunu kendisine bildirecek bir cihaza sahip olmadığından, gerçekten bir tıbbi müdahaleye ihtiyacı olup olmadığını bilmeksizin, sıklıkla acil servise gitmek durumunda kalabilmektedirler.

Geliştirilen ‘Le CheckMe de Viatom’ isimli cihaz kablosuz bağla bilgisayara bağlanmakta ve birçok yaşam fonksiyonunu (kalp hızı sinyalleri, kandaki oksijen seviyeleri ve sistolik kan basıncı)  izleyip ölçmektedir. [i]

 

e. Terdeki Metabolitlerin Analizi

Nanoteknoloji kan kompozisyonunu, kan basıncını ve bazı fizyolojik değişikliklerin elektrik sinyallerini sürekli olarak izleyebilensensörleri minyatür hale getirmektedir. Hücrede birdeğişim (kansere yol açacak bir protein ya da gen) ortaya çıktığında bu sensörler ile tespit edilebilmektedir.

Bir saat gibi kol bileğine ya da bir band gibi alına takılabilen ince ve esnek sensör nanocihaz, kişinin vücut sıcaklığını, terdeki glukoz ve laktat dahil bir çok elektroliti (sodyum ve potasyum vb.) ölçmekte ve elektrolit dengesi ve dehidratasyon durumu hakkında veri toplamaktadır. Cihaz karmaşık sinyalleri çoğaltabilmekte, filtreleyebilmekte ve işledikten sonra da bunları kablosuz bağlantı ile bağlı bulunduğu merkeze iletmektedir. Böylece hastanın gerçek zamanlı olarak evden izlenmesi ve tedavisi yapılabilmektedir.[i]

f. DNA çipleri

Geliştirilen bir Nano DNA  çipi (yongası)  sayesinde:

  • Vücutta aniden ortaya çıkan bir virüs veya bakteri ya da varyantlarından birisi,
  • Bir salgında buna yol açan patojen,
  • Çok geniş bir spektruma sahip bir virüsün ya da bakterinin yol açtığı oldukça karmaşık klinik tabloda enfeksiyon ajanını,

24 saat içinde   (kısa sürede), ya da tespit edilip tanınabiliyor.[i]

3. Genetik ve Moleküler Teknoloji: Yeni Tıp Paradigması

Dijital teknolojik devrim; dijital ağlar, dijital depolama, dijital bulut, internet, tıbbi görüntülemeler, web hizmetleri, yapay zeka, veri işleme vb. tıp bilimini ve sağlık sistemini de dönüştürüyor.

Bir dönem sağlık ortamındaki oldukça karmaşık, heterojen tıbbi ve kişisel verilerin, tıbbi, biyolojik, genetik dil farklılıklarının, kullanılan formal veya informal kelimelerin,  tıbbi literatürün, metinlerin takibi, analizi gibi bir çok sorun yapay zeka aracılığıyla aşılıyor. Tüm bu veriler tüm bireyleri kapsayacak bir şekilde, belli bir sistematik içinde, kesintisiz olarak dijital ortamda toplanıyor ve tıp ortamı için yeni bir temel oluşturuyor. 

  1. Yapay Zeka:
  • Günümüzün tedavi ve tanı prosedürleri (örneğin tıbbi görüntüleme uzmanlarına radyolografideki, “PET/Scan”deki, MR’daki patolojik görüntülerin daha iyi ayırt edilmesinde, tanımlanmasında, sınıflandırılmasında ve yorumlanmasında), genom araştırmaları, ileri moleküler yöntemler, yeni biyomedikal analiz teknolojisi dahil birçok alanda hekimlere büyük katkı sunar ve veri yığınlarını hızla bilgiye dönüştürür.[i]

Tıbbi bilginin iki katına çıkış hızı 1950'de 50 yıl, 2010'da 3,5 yıl ve 2020'de ise sadece 73 gün olması, yani giderek hızlanan tıbbi bilgi yoğunluğunun izlenmesinde,  kullanılacak şekilde

  • öğrenilmesinde, hekimlere ve sağlık meslek gruplarına yardımcı olur ve karar vermelerini kolaylaştırır. [i]
  • Hasta semptomlarının veri tabanlarını inceleyerek hastanın genel ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesinde, özellikle kanserler gibi bazı patolojilerin analizi ve teşhisinde (biyopsi görüntülerinden kansere bağlı proteinlerin, yeni biyomarkırların belirlenmesine, …), daha etkili ilaçların geliştirilmesine ve yeni tedavilere katkı sağlar. [ii]
  • Araştırma süreçlerinin maliyetlerinin ve süresinin azaltılmasında, örneğin, çok sayıda genetik verinin analizini, mutasyonların saptanmasını ve hastaya uyarlanmış (kişiselleştirilmiş) terapötik seçeneklere hız kazandırır.[iii]
  • Dijital ağlar üzerinden gelen tıbbi veri içeriğinin tanımlanması, son derece karmaşık verilerin analizi, sınıflandırılması, medikal verilerin yönetiminin basitleştirilmesi, kişinin sağlık durumunu ve taşıdığı hastalık potansiyelini değerlendirmede, yönetmede hekime yardımcı olur.[iv]

Öte yandan, sosyal paylaşım ağları (Twitter, Facebook, Instagram vb.) aracılığıyla çok sayıda epidemiyolojik veri toplanabiliyor. Bu veriler sayesinde, halk sağlığında birçok hastalığın gelişimini, izlemini, uygulanan tedavilerin etkinliğini değerlendirmemize, hatta belirli hastalıklarda kullanılan ilaçların yan etkilerini tespit etmemize büyük katkı sağlıyor.[v]

b. Gelecekte tıp önleyici ve öngörücü olacak

VKV Amerikan Hastanesi Genetik ve Genomik Bilimler Merkezi’nde bir konuşma yapan New York Üniversitesi Genetik Bilimler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Robert Desnick, İnsanların gen diziliminin %99.9’unun aynı olduğunu, nükleotid dizilimindeki %0.1’lik çeşitliliğin hastalıklar, ilaç reaksiyonları gibi özelliklerden sorumlu bulunduğu belirtiyor. « Genom diziliminin tamamının elde edilmesi, bir bölgede hastalık yapmaya aday ya da predispizyon yaratan genlerin tanımlanmasını sağlamaktadır. Ayrıca, bilgisayar ortamında genom analizi mutasyon analizi için en uygun aday genlerin tanımlanması da kolaylaştı. Birçok hastalığın altında yatan genlerin tam olarak tanımlanmasıyla önleyici tedavi çalışmaları büyük gelişme sağlayacaktır. Yakın geleceğin mücadelesinin "kompleks özellikler"in, kalıtımsal olan fakat tek gen hastalığı olmayan astım, ateroskleroz, diyabet, hipertansiyon, obezite gibi yaygın hastalıkların altında yatan genlerin saptanacağını» söylüyor.

« Bireylerin hangi varyant genlerine sahip oldukları saptanabilecek ve buna karşı ne tür bir önlem alabileceği tespit edebilecek. Yaygın hastalıklar ve diğer bozukluklardan – özellikle de önlenebilen ya da etkin bir şekilde tedavi edilebilen hastalıklardan- hangileri için risk taşıdıklarını öğrenebileceklerdir. Zaman içerisinde bazı rahatsızlıklarının ortaya çıkacağı veya bazı hastalıklara yakalanacakları önceden tespit edilmiş olan bireyler; yaşam koşullarını, beslenme şekillerini, mesleklerini ve/veya yaşadıkları yeri değiştirerek bu hastalığın ortaya çıkmasını önleyebilir. Doktorlar da kalıtımsal bozuklukları tedavi edecek ya da iyileştirebilecek “genoma özel ilaçlar” verecektir. Doktorlar ayrıca, hastalarının farmakogenetik yapılarını bilecek, böylece kişiye özel ilaç seçimi ve doz ayarlaması yapılırken genom analizi göz önüne alınacak » diyor ve “Öngören, Önleyen Ve Kişiselleştirilmiş Tıp Çağı” olarak adlandırılan yeni bir tıp devriminin yaşandığını vurguluyor.[vi]

İçinde yaşadığımız teknolojik devrimin tıpta, sağlık alanında köklü değişimlere yol açacağı, geleneksel tıp anlayışı içinde ortaya çıkan uzmanlık alanlarının yerini yepyeni uzmanlık alanlarının alacağı ve tıbbın dört ana eksende yeniden yapılanacağı tartışılıyor.

Bunlar:

  • Genom sıralamasında ortaya çıkan mutasyonların hızlı bir şekilde tespitiyle kişinin ne tür bir hastalığa eğilimi olduğunu belirleyecek öngörücü tıp
  • Henüz hastalık semptomları ortaya çıkmadan hastalığının erken asemptomatik aşamada tanımlanabileceği, moleküler seviyede yapılacak düzeltici önlemlerle bozulma sürecini durdurarak hastalığı önleyecek önkesici/koruyucu tıp
  • Kişinin/hastanın farmakogenetik yapısına uygun, kişiye özel ilaç seçimi ve doz ayarlamasında genom analizi göz önüne alacak kişiselleştirilmiş tıp
  • Bireye potansiyel hastalıklarının ortaya çıkışını önleyecek ve patolojiye zemin hazırlayan çevresel etki ve hayat tarzından (risklerden) uzak bir yaşam modeli önerisinde bulunacak katılımcı tıp

olarak ifade ediliyor.[vii]

Kronik hastalıklar başta olmak üzere bir çok hastalığın yol açtığı yüksek sağlık masraflarının da,  genetik ve moleküler hücresel biyolojik müdahalelerle asgariye ineceği düşünülüyor.[viii]

Tıbbi alanın; tıbbi müdahaleler, tanı, tedavi, yeni ilaç türlerinin ve kombine tanı, tedavi kullanımı ya da yeni doku mühendisliği tekniklerini içerecek şekilde hekimlik faaliyetlerini etkileyecek özellikler içeriyor.

Bu anlamda nanotıp geleneksel tıbba entegre olan ve ilerleten bir tür yeniliğin çok ötesinde, hastaya ve tıbbi müdahaleye ilişkin köklü değişimi getiriyor. Yeni bir paradigmanın kapısını açıyor. Bu paradigmanın özelliği; her türlü biyomedikal faaliyetin nano ile isimlendirilmesi ve öngörücü tıp, önleyici tıp, kişiselleştirilmiş tıp, katılımcı tıp olarak tüm hekimlik alanının yeniden tanımlanmasıdır.

4. İletişim Teknolojisi ve Sosyal Ağlar: Tıp ve Sağlık Sektörü

5G teknoloji ile günümüzden 10.000 kat daha fazla veri hacmi, saniyede 10 gigabitlik bir hıza ulaşan ağlarla, 1 milisaniyeden daha az bir zaman diliminde, yani 1 milisaniyelik gecikmeyle (yanıt) aktarılabilecek.

5G teknolojisinin başta telecerrahi olmak üzere uzaktan tedavi gibi yeni tip sağlık hizmetlerini geliştireceği söyleniyor. Robot cerrah bir başka ildeki ya da başka bir ülkedeki cerrah hekim tarafından gerçek zamanlı olarak yönetilebilecek.  

“Orange Healthcare”in pazarlama direktörü Benjamin Sarda 5G’nin güçlü bir akış hızına sahip olmasının ötesinde, yeni kullanım alanları yaratması, hekimlerin, sağlık meslek gruplarının ve hastaların yaşamlarını değiştireceğine dikkat çekiyor.

‘Hastane merkezli sabit sağlık teknolojisi hareketli hale gelecek, böylelikle hastaların bunlara ulaşılabilirliği daha kolay olacaktır. Dolayısıyla sabit bir merkezde, hastane içinde sürdürülen birçok faaliyet kademeli olarak hastanın evinde, ambulans içinde yürütülecektir.’

‘Büyük binalarda, çok kalın duvarların arkasında verilen hizmet kalitesi hastane dışında da aynı düzeyde sağlanabilecektir.’[ix]

5G ve E-sağlık:

Hekim-hasta ve hasta-hasta ilişkisi, güncel tedavi/ilişki ağı ortamını hızla aşan bir sağlık veri dolaşımını ortaya çıkarıyor. Günümüzde ABD’de iki önemli örnek hekim-hekim ve hekim – hasta ağları bu yönelimin ilk örneklerini oluşturuyor:

Birincisi sadece hekim-hekim ağı Sermo, doktorlar için oluşturulan ilk sosyal ağlardan birisi. Bu ağ, hekimlerin görüşlerini paylaşma ve kendi aralarında komplike vakalar hakkında fikir alışverişinde bulunmalarına hizmet ediyor.

İkincisi hekim-hasta ağı Andaman  aracılığıyla hekim ve hasta arasında internet vasıtasıyla kurulan sürekli ilişki sayesinde hasta sağlık verilerinin daha iyi teşhis, tedavi için güvenli bir sağlık izlemi ve bunların paylaşılmasını sağlıyor:

Citagon Migren Ağı

Migren hastalarının migren ataklarının ilgili işaretleri, tetikleyicileri ve kullandığı ilacın etkisini not edebileceği elektronik bir bilezik ile birleştirilmiş akıllı bir ağ uygulaması. Amaç hastalığın gelişiminin daha iyi takibi, kriz tetikleyicilerinin yönetimi, tedavisinin daha iyi uyarlanması ve nöroloğun yakından izlediği hastasına uzaktan tedavi hizmeti vermesi.

Citago Diyabet Ağı

Kan glikoz ölçüm cihazı ile birleştirilmiş bir diğer akıllı ağ uygulaması. Hastanın geçmiş glisemi tedavi hikayesini ve insülin dozlarını bilen “Citago Diabet”, uzaktan mobil uygulama talimatlarının yanı sıra tedavi stratejileri ve insülin dozlarını hastaya iletmektedir.

Sağlık Sisteminde Değişim

Yeni tıp paradigması ve hekimlik uygulamalarında ortaya çıkacak büyük değişim, kaçınılmaz olarak sağlık hizmet sunumu örgütlenmesini de yeniden biçimlendirecektir.

20 yıl içerisinde günümüzdeki iş alanlarının %70-80’inin yok olacağı ve bunların yerini yeni iş alanlarının alacağı, herkesin çalışabileceği bir işinin olmayacağı konuşuluyor. 2040 yılında 150 milyon kişinin yaptığı işlerin robotlar aracılığıyla yapılacağı söyleniyor.

Günümüzde bazı hastanelerde çalışmaya başlayan ilk jenerasyon robot hemşire, hastabakıcı, fizyoterapist vb. yerini yeni jenerasyonların alacağı ve ardında da hızla yaygınlaşacağı açıktır. Bunlar bir süre sonra bazı hekimlik uygulamalarına dahil olacaktır.

Ayrıca yeni teknolojik gelişmeler, medikal bir merkeze gitmeksizin cep telefonları ile entegre medikal lojisyeller aracılığıyla retina okuması sonrasında alınan bir damla kanla 50’den fazla parametreye bakılabildiğinden birçok sağlık merkezinin artık işlevini yitireceği söylenmektedir.

Uydu haberleşme sistemleri aracılığıyla ve nanoteknoloji, byiokaptör, biyosensörlerle sağlık konsültasyonu, sağlık izlemi, koruyucu sağlık hizmeti en ücra yerlerde (kısal alandaki bir evde, gemide, uçakta) yapılabilmektedir.

Kısacası büyük ölçekli hizmet sunum merkezleri olan hastanelerde dört duvar arasında yürütülen birçok sağlık hizmetinin yerini, daha küçük ve yaygın merkezlerin yanı sıra hasta-hekim internet ağlarının, uzaktan yürütülen mobil ya da evde hizmet sunum modellerinin alacağı belirtiliyor. 

Bu süreç kamu-özel ortaklığı projesiyle büyük paralarla kurulmaya başlanılan 1500-3000 yatak sayılı dev boyutlardaki şehir hastanelerini 10 yıl sonra gereksiz bir yük haline getirebilecektir.

Harari’nin Uyarısı

“Sapiens” ve “Homo Deus” kitaplarının yazarı tarihçi / yazar Yuval Noah Harari, bu yılki Davos Zirvesi’nde yaptığı konuşmasında biyoloji ve verinin bugünkü bilişim kapasitesiyle bir araya geldiğinde yakın gelecekte doğurabileceği benzersiz tehlikelere dikkat çekti:

  • “Makine öğrenimi ve yapay zeka ile biyoloji ve beyin bilimi konusundaki gelişmeler insanı çözmemizi sağlıyor. 150 yıllık çalışmalarımızın sonucunda organizmaların aslında bir algoritmadan ibaret olduğunu öğrendik. Ve artık bu algoritmaların şifresini çözme yeteneğine kavuştuk.
  • Yaşamın neye dönüşeceğini veriyi yönetenler belirleyecek. Veriyi kontrol edenler sadece insanlığın değil, yaşamın geleceğini tanımlayacak. …Veri önemli çünkü bugün sadece bilgisayarlara değil, organizmalara müdahale edebiliyor, onları bir anlamda ‘hack’ ediyoruz. İnsanı “hack” etmek için güçlü sistemlere ve bol miktarda veriye ihtiyacımız var. Bedenin nasıl çalıştığına dair bilgilere sahip olmamız gerek. … Verinin kontrolü, bir elit grubun dijital diktatörlüklerden daha radikal yapılar ortaya çıkarmasına yol açabilir. Bu elitler insan bedenine hükmetme yeteneğiyle yaşamın geleceğine karar vermeye yönelebilir.
  • Bugün insanların çoğu veri denince ne satın aldığı, hangi linke tıkladığını düşünüyor ancak esas önemli olan biyolojik veriler. “Hack” edilecek tek şeyin bilgisayarlar olduğunu sanıyorlar ancak beden çok daha büyük bir hedef. Asıl hedef beyindir.
  • En büyük çelişkileri sağlık alanında yaşayacağız. Mahremiyet ile iyi hizmet arasında tercihler yapmamız gerekecek. Daha iyi bir teşhis ve tedavi için bedenimizde ve beynimizde olan bitene yönelik yetkiler vereceğiz. Sanıyorum sağlık kazanacak. İnsanlar daha iyi sağlık için mahremiyetlerinden vazgeçecek. Hatta bazı ülke ve durumlarda, bu mecburi olacak. Daha iyi şartlarda bir sigorta istiyorsanız bu verileri vermeniz gerekebilecek.”[x]

Bir Öneri

Yaşadığımız teknolojik devrimin tıp alanına getireceklerine ilişkin başka örnekler ve açıklamalar getirilebilir, getirilmelidir de. Kısa zaman diliminde karşı karşıya kalacağımız büyük değişimi, olumlu ve olumsuz her yönüyle ele almak, konuşmak ve tartışmak durumundayız.

Ortaya çıkmaya başlayan yeni tıp paradigmasında, geleneksel uzmanlık alanlarının ortadan kalkacağı bunların yerini yeni uzmanlıkların alacağı söyleniyor.

Toplumumuzun en aydın ve bilinçli kesimlerinden birisini oluşturan hekimler, hem meslektaşlarını, hem hastalarını, hem de toplumumuzu aydınlatmak ve bu değişime hazırlamak göreviyle karşı karşıyadır. Türk Tabipler Birliği’ nin (TTB) ve uzmanlık derneklerinin hekimlerin, hastaların hak ve yararını sağlamak yükümlülüğü ve tarihsel geleneğini de bunu gerektiriyor.

Bu görev, aynı zamanda son 10 yılda hekimler, başta da meslek örgütü TTB, giderek yıpranan/yıpratılan hekimlik mesleğini, aşınan/yıpranan toplumsal saygınlığını, insanın/toplumun sağlık çıkarını ve hastanın hakları temelinde de yeniden inşa etmesinin de olanaklar sunuyor. 

 

[1] Un robot chinois réussit le concours d'entrée en médecine et conseillera bientôt les généralistes, https://www.sciencesetavenir.fr/high-tech/robot/un-robot-chinois-reussit-le-concours-d-entree-en-medecine-et-conseillera-bientot-les-generalistes_118517, 2017

[2] Les médecins survivront-ils à la quatrième révolution industrielle?

http://www.sfmg.org/actualites/editorial/les_medecins_survivront-ils_a_la_quatrieme_revolution_industrielle.html, 2016

[3] Le robot chirurgien STAR opère des tissus mous pour la première fois de façon autonome https://humanoides.fr/le-robot-chirurgien-star-opere-des-tissus-mous-pour-la-premiere-fois-de-facon-autonome/

[4] Les robots investissent le milieu hospitalier: aide soignant, chirurgie, secouriste… 2018, http://www.geekmag.fr/les-robots-investissent-le-milieu-hospitalier-aide-soignant-chirurgie-secouriste/

[5] Vers la nanochirurgie génétique, 2013, http://www.rtflash.fr/vers-nanochirurgie-genetique/article

[6] Medikal Nanorobotlar, Murat Şen, 2013, http://www.bilim.org/medikal-nanorobotlar/

[7] Cholestérol : des "nano-drones" pour nettoyer les artères ?, 2015,

 https://www.sciencesetavenir.fr/sante/cholesterol-des-nano-drones-pour-nettoyer-les-arteres_19845

 3 Le CheckMe de Viatom mesure six signes vitaux en 20 secondes  https://www.infohightech.com/le-checkme-de-viatom-mesure-six-signes-vitaux-en-20-secondes/

2 Mesure des métabolites dans la sueur,

https://www.sciencesetavenir.fr/sante/e-sante/un-biocapteur-pour-evaluer-la-sueur-en-temps-reel_101581

[10] Une puce à ADN pour détecter des virus émergents, http://legosanstrique.blogspot.com.tr/2010/07/puces-adn-pasteur.html

[11] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[12] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[13] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[14] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[15] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[16] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[17] Genetik Uygulamalar Kişiselleşmiş Tip Çağının İlk Adımı, www.genlife.com.tr

[18] http://www.innovatech.be/le-futur-de-la-medecine-personnalisee-preventive-participative-predictive/

[19] ORGANISATION DES SOINS, http://www.carnetsdesante.fr/+La-medecine-des-4P-prediction+

[20] 5G technology internet dans la secteur sante, Octobre 2017,http://healthcare.orange.com/fr/Live/Dossiers/2015/dossier-du-mois-5G-la-revolution-du-debit-au-service-de-l-e-sante

[21] Yuval Noah Harari: “Teknolojik elitlerin yeni hedefi beynimiz”, 30/01/2018,  https://www.dunyahalleri.com/yuval-noah-harari-teknolojik-elitlerin-yeni-hedefi-beynimiz/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dördüncü Teknolojik Devrim: Tıpta ve Sağlık Sisteminde Devrim

4. teknolojik devrimin içindeyiz. Bu teknolojik devrim tıp da, hekimlik de de devrime yol açıyor. Sağlık sisteminin ve mesleğimizin barındırdığı iç çelişkileri had safhaya çıkaran geleneksel tıp paradigmasını köklü bir biçimde aşacak yeni bir paradigmayı yaratıyor. Tabi ki, yapısal çelişkilerini de bağrında taşıyarak.                                                              

Dr. Haluk Başçıl

 

Birkaç yıldır Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB), Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerde toplumun bir kesimi robotların, yapay zekanın, nanoteknolojinin, biyoteknolojinin, genetik alanındaki yeni buluşların, 3 D yazılımın, iletişim yeniliklerinin, “Big Data” kavramının vb ekonomik ve toplumsal alanda yol açacağı değişimi konuşuyor. Bu yıl zenginler kulübünün yaptığı Davos gündeminde de 4. sanayi devrimi vardı.

Bütün ekonomik sektörlerde önemli değişimlerin olacağı, medikal sektörün de bundan en fazla etkileneceği söyleniyor. Zaten mesleki uygulamalar içinde bu değişimi de şu ya da bu ölçüde de olsak görüyoruz diyebiliriz. Ancak günümüzde bahsedilen; değişimin evrimci bir şekilde değil de büyük bir sıçrama şeklinde olacağı. Öyle uzak bir zaman diliminde de değil. Önümüzdeki 10 yıl içinde. Yani tıp fakültesine yeni başlayan bir hekim adayının mezun olduğu ve ardından da uzmanlık eğitimini bitirdiği bir zaman diliminde yaşanacak bu sıçrama.

Bu teknolojik devrimin sağlık sektöründe dijital ağ içinde ve kendi kendine öğrenen, tanı koyan, tedavi protokolü düzenleyen, otomatik cerrahi müdahalelerde bulunan, hastaların ihtiyaçlarına cevap veren robotların ve  cihazların medikal teknolojide önemli değişimlere yol açacağı söyleniyor.

1. Yapay Zeka ve Robot Teknolojisi: Tıp ve Sağlık Sektörü

a.Tıp Öğrencisi Robot Xiaoyi     Çin’de 2017 ulusal hekimlik sınavına katılan “küçük doktor” Robot Xiaoyi, 600 üzerinden 416 not alarak sınav birincisi oldu. Elliüç  medikal kitap, 1 milyon görüntü, 2 milyon sağlık dosyası, 400 bin sağlık raporu bilgisine sahip olan robot Xiaoyi 10 saatlik sınavı 1 saatte bitirdi. 2018 Mart’ında hizmete girecek robot Xiaoyi’nin, hekimin yerini almayacağı, sadece ona tanı koyma ve tedavi düzenlemede yardımcı olacağı belirtiliyor.[i]

Tanı koyan hekimin yerini lojisyelin - robotun alacağı, bunların tanı koyacağı ve ardından da tedaviyi düzenleyip reçete yazacağı belirtiliyor. 2016 yılında yapılan bir çalışma yapay zekaya sahip lojisyel – robot insan hekimlere göre göre % 42 oranında daha doğru tanı ve tedavi yaptığı ortaya koydu.  Ayrıca, hekim tanıya ulaşmak için 500 $ harcarken bu rakam lojisyelde – robotta 200 $’a düşüyor.[ii] b

b. Robot nöbetçi hekim RP-7 

ABD’de nöbetçi hekimin uzaktan kumanda ettiği 1.50 m boyundaki robot nöbetçi hekim “RP-7” hizmet veriyor. Hekim hareketli robotun ekranından hastaları görmekte, onlarla konuşmakta, lezyonlarını zumlayarak yakından izlemekte ve hemşire-hastabakıcı personele ile ilişki kurmakta, yapılması gerekenleri iletmektedir.

Bu tür robot ve internet bağlantısı sayesinde, gelecekte bir uzman hekimin ulaşımın zor olduğu ücra bölgelerdeki sağlık merkezlerinde hastaya tanı koyması ve tedavi düzenlemesi mümkün olacaktır. Yine ambulanslarda da kullanılacak bu tür robotlarla hekim hastaya-yaralıya çok daha kısa bir zamanda müdahale edebilecek ve hastanın yaşamı kurtarılabilecektir.

c.Cerrah Robot Da Vinci

Cerrahi aletleri kullanan üç kolu ve ileri derece gelişmiş kamera sahip üç boyutlu görüntü alan 4. koluyla cerrah robot Da Vinci,  bir insan cerrahın yönetimi altında, operasyon yapıyor.

Hastanın genel sağlık durumunu ve yaşam fonksiyonlarını da izleyebilen robot Da Vinci, insan bileğinin yapamayacağı hareketler (kendi çevresinde 540 derece dönüşler) gerçekleştirdiği operasyonda, hastada daha az kan kaybı, dokularında minimum hasar oluşuyor. Dolayısıyla hasta güncel hayata daha çabuk dönüyor.

Türkiye dahil bir çok ülkede 5 yıldır,  genel cerrahi, göğüs cerrahisi, kardiyovasküler cerrahi, üroloji, kulak burun boğaz, kadın hastalıkları ve doğum dahil binlerce ameliyat yaptı.

Smart Tissue Autonomous Robot[i], Da Vinci’nin bir nevi ileri jenerasyonu sayılabilir.

Robot STAR bir insanın müdahalesi olmaksızın, domuzda ince barsak rezeksiyonu yapmakta ve tüpü iki kenarını birleştirebilmektedir. Yapay zeka sayesinde de hata payını azaltarak operasyonun başarı şansını arttırıyor. Bunun için enfraruja yakın floresan işaretleyici, yeni bir medikal görüntüleme tekniği, yüksek çözünürlüklü plenoptik 3D izleme sistemi ve gerçek zamanlı çalışan yumuşak doku görüntüleme entegre bir şekilde kullanıyor. İyi bir cerrahın maksimum 19 sütür atabildiği yere başarılı bir şekilde 20 sütur atmaktadır.

Robot beklenmedik doku hareketlerini algılayabilmekte ve gerçek zamanlı tepki verebilmekte,operasyon hareketlerini ve eylemlerini, algıladığı değişikliklere göre otonom olarak yeniden düzenleyebilmektedir.

Operasyonda dikkat dağınıklığı, yorgunluk, stres veya belirsizlik göstermemektedir.

 Robot Hastabakıcı Ri-man, Hemşire HOSPİ[i]

İşitebilen, gören, idrar kokusu dahil bir çok kokuyu duyabilen 1.60 m boyunda ve 100 kg ağırlığında robot hastabakıcı (Ri-man) hastayı yataktan tekerlekli sandalyeye, sandalyeden yatağa, yataktan ayağa kalkmasına yardım etmekte,  bir yerden bir yere taşımakta, hatta tuvalete oturtmaktadır.

Yumuşak deri özelliğinde malzeme ile kaplanmış kol ve ellerindeki duyarlı reseptörler sayesinde taşıdığı hastanın ağırlığını kollarına ve ellerine eşit olarak dağıtmakta ve hastayı konforlu bir şekilde taşımaktadır.

Bunun dışında yüz ve ses tanıması yapan HOSPI isimli bir diğer robot Okayama’nın “Sakaki Field Hospital”ın kardiyoloji servisinde hastalara ilaçlarını dağıtıyor, hasta dosyalarını taşıyor.

 

d. Robot Fizyoterapist “Arm Rehabilitation”

İsviçre’de robot fizyoterapist “Arm Rehabilitation” hekim yada fizyoterapistin hastalarda öngördüğü reedükasyon programlarına göre hastaya hareketleri en ileri düzeyde yaptırmaktadır. Hasta reedükasyonunda kullanılmaya başlayan bu tür robot fizyoterapistler Japonya, Fransa ve daha birçok ülkede kullanılmaktadır.

ABD’de hastanın damarından kan alan, Japonya’da hasta ilaçlarını dağıtan, saçlarını yıkayan hemşire robotlar kullanıma girmiştir. Hemşire ve hastabakıcılara ağır ve zor işlerinde yardımcı olacak robot hemşire ve hastabakıcılar hastanelerde çalışmaya başlamıştır. Kısa bir zaman içinde bunların ikinci/ üçüncü, ...jenerasyon daha gelişmiş tipleri eskilerin yerini alacaktır.

2. Nanoteknoloji: Tıp ve Sağlık Sektörü

Atom ve molekül yapıların işlenmesi, yeniden düzenlenmesi bunlardan kullanılışlı materyal, araç yapılması ile fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar, malzeme bilimi, elektronik alanlarında büyük gelişmelere yol açıyor. Nanoteknolojide kullanılan ölçü birimi nanometre 10-9 metreye tekabül ediyor. Bir örnek vermek gerekirse hücre zarının kalınlığı 12 nm’ ye, “Intel i7” de kullanılan bir transistör de 22 nm’ye inmiş durumda.

Bu teknoloji  ile canlıda moleküler seviyede müdahalede bulunma olanağı da tıp alanında çarpıcı gelişmeleri ortaya çıkarıyor. Nanotıp, nanocihazlar ve nanoyapılar aracılığıyla hücre düzeyinde DNA ve RNA’ da ortaya çıkan değişimi, proteinleri, normal ve patolojik süreç belirteçleri ölçülebiliyor ve hastalıklar henüz belirtileri ortaya çıkmadan çok erken bir dönemde tespit edilebiliyor. Böylelikle insan organizmasının moleküler düzeyde izlenmesine, yeniden yapılandırılmasına sağladığı olanak yepyeni teşhis ve tedavi yöntemleri açığa çıkarıyor.

Ünlü futurolog Ray Kurzweil 2030 yılına kadar, tıbbın hem biyolojik parametrelerin kontrolünden sorumlu hem de birden fazla patolojiyle hücresel seviyede savaşan, izleyen ve terapötik olarak nano-robotların büyük oranda kullanacağına söylüyor.[i]

Nanotıp var olan hekimlik uygulamalarına eklemlenecek bir tür yeniliğin çok ötesinde, hastaya ve tıbbi müdahaleye ilişkin yeni bir paradigma ortaya çıkıyor.

Nanoteknolojinin tıp alanında kullanıma girmesiyle 2020-2030 yılları arasında nanorobotların kullanımına yönelik birkaç örnek zihin açıcı olacaktır.

a.Retraktomi operasyonu

Diyabet, hipertansiyon gibi çok sık görülen hastalıkların neden olduğu retinopati sonucu oluşan skar (yara) dokusunun yol açtığı görme problemine yönelik retraktomi operasyonu oldukça komplike ve cerrahın becerisi ile yakından ilgili riskli bir operasyon. Şırınga ile göze enjekte edilen ve manyetik alan içinde yönlendirilen 1 mm genişliğinde dört keskin kenarı olan nanorobot ile retina venlerine müdahale edilmektedir. Güçlü elektromıknatıslarla yaratılan manyetik alan ile üç boyutta da çok hassas hareketleri yapabilen bu nanorobot gözün içinde neşterin yapacağı işi yaptıktan sonra ve girdiği yoldan tekrar çıkmaktadır. Böylelikle hem girişimsel cerrahiden doğan komplikasyonları azalmakta hem de hastanın iyileşme süresinin kısalmaktadır.[i] 

b. Dirençli Bakterilerle – Kanser Hücreleri ile Savaşta Nanoteknoloji

Altın nanoparçacıklı antikorlar hastaya enjekte edilerek bu antikorların tahrip edilemeyen dirençli bakterilere yapışması sağlanıyor. Ardından da dışarıdan gönderilen ve kızılötesi bir lazer ışını ile ışığın bu dalga boyunu absorbe ederek ısınan nanorobotlarla dirençli bakterilerin parçalanması sağlanıyor. Bu yöntemin kanser hücrelerinin yol edilmesinde de kullanılması üzerinde çalışılıyor.

c. Ateroskleroz Tedavisinde Nanoteknoloji

İlaç yüklü nanorobot hastalıklı organa enjekte edildikten sonra küçük frekanslı bir manyetik dalga ile ilacın serbest bırakılması sağlanmaktadır. Böylelikle alınan ilacın vücudun her yerine dağılarak diğer sağlıklı organ ve dokular olumsuz etkisi ortadan kaldırılmakta ve gerçek hedef organa istenen düzeyde ulaşması sağlanmaktadır.

Bu tedavi yöntemiyle ateriskeleroz plaklarının bulunduğu yerlere gönderilen Annexin A1 proteini yüklü nanorobot aracılığıyla plaklar ortadan kaldırılmakta ve damar tamiri sağlanmaktadır. Böylelikle miyokard enfarktüsü ve anjina pektoris, aynı zamanda serebrovasküler hasarlar önlenebilecektir.

Yine bu tür nanorobota yerleştirilen sivri uçlu deliciler, burgular aracılığıyla taşlaşmış ateroskleroz plakları,  kılcal damarı tıkayan kan pıhtıları parçalanmakta ve kan dolaşımı yeniden sağlanmaktadır.[i]

Nanorobotun lazer yerleştirilmiş bir başka modeli de böbreklerde oluşan kristallerin, taşların parçalanmasında kullanılması çalışmaları sürüyor.  

d. Yaşam Fonksiyonların İzlenmesi

Kronik hastalıkları olan kişiler, genelde sağlık durumunu kendisine bildirecek bir cihaza sahip olmadığından, gerçekten bir tıbbi müdahaleye ihtiyacı olup olmadığını bilmeksizin, sıklıkla acil servise gitmek durumunda kalabilmektedirler.

Geliştirilen ‘Le CheckMe de Viatom’ isimli cihaz kablosuz bağla bilgisayara bağlanmakta ve birçok yaşam fonksiyonunu (kalp hızı sinyalleri, kandaki oksijen seviyeleri ve sistolik kan basıncı)  izleyip ölçmektedir. [i]

 

e. Terdeki Metabolitlerin Analizi

Nanoteknoloji kan kompozisyonunu, kan basıncını ve bazı fizyolojik değişikliklerin elektrik sinyallerini sürekli olarak izleyebilensensörleri minyatür hale getirmektedir. Hücrede birdeğişim (kansere yol açacak bir protein ya da gen) ortaya çıktığında bu sensörler ile tespit edilebilmektedir.

Bir saat gibi kol bileğine ya da bir band gibi alına takılabilen ince ve esnek sensör nanocihaz, kişinin vücut sıcaklığını, terdeki glukoz ve laktat dahil bir çok elektroliti (sodyum ve potasyum vb.) ölçmekte ve elektrolit dengesi ve dehidratasyon durumu hakkında veri toplamaktadır. Cihaz karmaşık sinyalleri çoğaltabilmekte, filtreleyebilmekte ve işledikten sonra da bunları kablosuz bağlantı ile bağlı bulunduğu merkeze iletmektedir. Böylece hastanın gerçek zamanlı olarak evden izlenmesi ve tedavisi yapılabilmektedir.[i]

f. DNA çipleri

Geliştirilen bir Nano DNA  çipi (yongası)  sayesinde:

  • Vücutta aniden ortaya çıkan bir virüs veya bakteri ya da varyantlarından birisi,
  • Bir salgında buna yol açan patojen,
  • Çok geniş bir spektruma sahip bir virüsün ya da bakterinin yol açtığı oldukça karmaşık klinik tabloda enfeksiyon ajanını,

24 saat içinde   (kısa sürede), ya da tespit edilip tanınabiliyor.[i]

3. Genetik ve Moleküler Teknoloji: Yeni Tıp Paradigması

Dijital teknolojik devrim; dijital ağlar, dijital depolama, dijital bulut, internet, tıbbi görüntülemeler, web hizmetleri, yapay zeka, veri işleme vb. tıp bilimini ve sağlık sistemini de dönüştürüyor.

Bir dönem sağlık ortamındaki oldukça karmaşık, heterojen tıbbi ve kişisel verilerin, tıbbi, biyolojik, genetik dil farklılıklarının, kullanılan formal veya informal kelimelerin,  tıbbi literatürün, metinlerin takibi, analizi gibi bir çok sorun yapay zeka aracılığıyla aşılıyor. Tüm bu veriler tüm bireyleri kapsayacak bir şekilde, belli bir sistematik içinde, kesintisiz olarak dijital ortamda toplanıyor ve tıp ortamı için yeni bir temel oluşturuyor. 

  1. Yapay Zeka:
  • Günümüzün tedavi ve tanı prosedürleri (örneğin tıbbi görüntüleme uzmanlarına radyolografideki, “PET/Scan”deki, MR’daki patolojik görüntülerin daha iyi ayırt edilmesinde, tanımlanmasında, sınıflandırılmasında ve yorumlanmasında), genom araştırmaları, ileri moleküler yöntemler, yeni biyomedikal analiz teknolojisi dahil birçok alanda hekimlere büyük katkı sunar ve veri yığınlarını hızla bilgiye dönüştürür.[i]

Tıbbi bilginin iki katına çıkış hızı 1950'de 50 yıl, 2010'da 3,5 yıl ve 2020'de ise sadece 73 gün olması, yani giderek hızlanan tıbbi bilgi yoğunluğunun izlenmesinde,  kullanılacak şekilde

  • öğrenilmesinde, hekimlere ve sağlık meslek gruplarına yardımcı olur ve karar vermelerini kolaylaştırır. [i]
  • Hasta semptomlarının veri tabanlarını inceleyerek hastanın genel ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesinde, özellikle kanserler gibi bazı patolojilerin analizi ve teşhisinde (biyopsi görüntülerinden kansere bağlı proteinlerin, yeni biyomarkırların belirlenmesine, …), daha etkili ilaçların geliştirilmesine ve yeni tedavilere katkı sağlar. [ii]
  • Araştırma süreçlerinin maliyetlerinin ve süresinin azaltılmasında, örneğin, çok sayıda genetik verinin analizini, mutasyonların saptanmasını ve hastaya uyarlanmış (kişiselleştirilmiş) terapötik seçeneklere hız kazandırır.[iii]
  • Dijital ağlar üzerinden gelen tıbbi veri içeriğinin tanımlanması, son derece karmaşık verilerin analizi, sınıflandırılması, medikal verilerin yönetiminin basitleştirilmesi, kişinin sağlık durumunu ve taşıdığı hastalık potansiyelini değerlendirmede, yönetmede hekime yardımcı olur.[iv]

Öte yandan, sosyal paylaşım ağları (Twitter, Facebook, Instagram vb.) aracılığıyla çok sayıda epidemiyolojik veri toplanabiliyor. Bu veriler sayesinde, halk sağlığında birçok hastalığın gelişimini, izlemini, uygulanan tedavilerin etkinliğini değerlendirmemize, hatta belirli hastalıklarda kullanılan ilaçların yan etkilerini tespit etmemize büyük katkı sağlıyor.[v]

b. Gelecekte tıp önleyici ve öngörücü olacak

VKV Amerikan Hastanesi Genetik ve Genomik Bilimler Merkezi’nde bir konuşma yapan New York Üniversitesi Genetik Bilimler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Robert Desnick, İnsanların gen diziliminin %99.9’unun aynı olduğunu, nükleotid dizilimindeki %0.1’lik çeşitliliğin hastalıklar, ilaç reaksiyonları gibi özelliklerden sorumlu bulunduğu belirtiyor. « Genom diziliminin tamamının elde edilmesi, bir bölgede hastalık yapmaya aday ya da predispizyon yaratan genlerin tanımlanmasını sağlamaktadır. Ayrıca, bilgisayar ortamında genom analizi mutasyon analizi için en uygun aday genlerin tanımlanması da kolaylaştı. Birçok hastalığın altında yatan genlerin tam olarak tanımlanmasıyla önleyici tedavi çalışmaları büyük gelişme sağlayacaktır. Yakın geleceğin mücadelesinin "kompleks özellikler"in, kalıtımsal olan fakat tek gen hastalığı olmayan astım, ateroskleroz, diyabet, hipertansiyon, obezite gibi yaygın hastalıkların altında yatan genlerin saptanacağını» söylüyor.

« Bireylerin hangi varyant genlerine sahip oldukları saptanabilecek ve buna karşı ne tür bir önlem alabileceği tespit edebilecek. Yaygın hastalıklar ve diğer bozukluklardan – özellikle de önlenebilen ya da etkin bir şekilde tedavi edilebilen hastalıklardan- hangileri için risk taşıdıklarını öğrenebileceklerdir. Zaman içerisinde bazı rahatsızlıklarının ortaya çıkacağı veya bazı hastalıklara yakalanacakları önceden tespit edilmiş olan bireyler; yaşam koşullarını, beslenme şekillerini, mesleklerini ve/veya yaşadıkları yeri değiştirerek bu hastalığın ortaya çıkmasını önleyebilir. Doktorlar da kalıtımsal bozuklukları tedavi edecek ya da iyileştirebilecek “genoma özel ilaçlar” verecektir. Doktorlar ayrıca, hastalarının farmakogenetik yapılarını bilecek, böylece kişiye özel ilaç seçimi ve doz ayarlaması yapılırken genom analizi göz önüne alınacak » diyor ve “Öngören, Önleyen Ve Kişiselleştirilmiş Tıp Çağı” olarak adlandırılan yeni bir tıp devriminin yaşandığını vurguluyor.[vi]

İçinde yaşadığımız teknolojik devrimin tıpta, sağlık alanında köklü değişimlere yol açacağı, geleneksel tıp anlayışı içinde ortaya çıkan uzmanlık alanlarının yerini yepyeni uzmanlık alanlarının alacağı ve tıbbın dört ana eksende yeniden yapılanacağı tartışılıyor.

Bunlar:

  • Genom sıralamasında ortaya çıkan mutasyonların hızlı bir şekilde tespitiyle kişinin ne tür bir hastalığa eğilimi olduğunu belirleyecek öngörücü tıp
  • Henüz hastalık semptomları ortaya çıkmadan hastalığının erken asemptomatik aşamada tanımlanabileceği, moleküler seviyede yapılacak düzeltici önlemlerle bozulma sürecini durdurarak hastalığı önleyecek önkesici/koruyucu tıp
  • Kişinin/hastanın farmakogenetik yapısına uygun, kişiye özel ilaç seçimi ve doz ayarlamasında genom analizi göz önüne alacak kişiselleştirilmiş tıp
  • Bireye potansiyel hastalıklarının ortaya çıkışını önleyecek ve patolojiye zemin hazırlayan çevresel etki ve hayat tarzından (risklerden) uzak bir yaşam modeli önerisinde bulunacak katılımcı tıp

olarak ifade ediliyor.[vii]

Kronik hastalıklar başta olmak üzere bir çok hastalığın yol açtığı yüksek sağlık masraflarının da,  genetik ve moleküler hücresel biyolojik müdahalelerle asgariye ineceği düşünülüyor.[viii]

Tıbbi alanın; tıbbi müdahaleler, tanı, tedavi, yeni ilaç türlerinin ve kombine tanı, tedavi kullanımı ya da yeni doku mühendisliği tekniklerini içerecek şekilde hekimlik faaliyetlerini etkileyecek özellikler içeriyor.

Bu anlamda nanotıp geleneksel tıbba entegre olan ve ilerleten bir tür yeniliğin çok ötesinde, hastaya ve tıbbi müdahaleye ilişkin köklü değişimi getiriyor. Yeni bir paradigmanın kapısını açıyor. Bu paradigmanın özelliği; her türlü biyomedikal faaliyetin nano ile isimlendirilmesi ve öngörücü tıp, önleyici tıp, kişiselleştirilmiş tıp, katılımcı tıp olarak tüm hekimlik alanının yeniden tanımlanmasıdır.

4. İletişim Teknolojisi ve Sosyal Ağlar: Tıp ve Sağlık Sektörü

5G teknoloji ile günümüzden 10.000 kat daha fazla veri hacmi, saniyede 10 gigabitlik bir hıza ulaşan ağlarla, 1 milisaniyeden daha az bir zaman diliminde, yani 1 milisaniyelik gecikmeyle (yanıt) aktarılabilecek.

5G teknolojisinin başta telecerrahi olmak üzere uzaktan tedavi gibi yeni tip sağlık hizmetlerini geliştireceği söyleniyor. Robot cerrah bir başka ildeki ya da başka bir ülkedeki cerrah hekim tarafından gerçek zamanlı olarak yönetilebilecek.  

“Orange Healthcare”in pazarlama direktörü Benjamin Sarda 5G’nin güçlü bir akış hızına sahip olmasının ötesinde, yeni kullanım alanları yaratması, hekimlerin, sağlık meslek gruplarının ve hastaların yaşamlarını değiştireceğine dikkat çekiyor.

‘Hastane merkezli sabit sağlık teknolojisi hareketli hale gelecek, böylelikle hastaların bunlara ulaşılabilirliği daha kolay olacaktır. Dolayısıyla sabit bir merkezde, hastane içinde sürdürülen birçok faaliyet kademeli olarak hastanın evinde, ambulans içinde yürütülecektir.’

‘Büyük binalarda, çok kalın duvarların arkasında verilen hizmet kalitesi hastane dışında da aynı düzeyde sağlanabilecektir.’[ix]

5G ve E-sağlık:

Hekim-hasta ve hasta-hasta ilişkisi, güncel tedavi/ilişki ağı ortamını hızla aşan bir sağlık veri dolaşımını ortaya çıkarıyor. Günümüzde ABD’de iki önemli örnek hekim-hekim ve hekim – hasta ağları bu yönelimin ilk örneklerini oluşturuyor:

Birincisi sadece hekim-hekim ağı Sermo, doktorlar için oluşturulan ilk sosyal ağlardan birisi. Bu ağ, hekimlerin görüşlerini paylaşma ve kendi aralarında komplike vakalar hakkında fikir alışverişinde bulunmalarına hizmet ediyor.

İkincisi hekim-hasta ağı Andaman  aracılığıyla hekim ve hasta arasında internet vasıtasıyla kurulan sürekli ilişki sayesinde hasta sağlık verilerinin daha iyi teşhis, tedavi için güvenli bir sağlık izlemi ve bunların paylaşılmasını sağlıyor:

Citagon Migren Ağı

Migren hastalarının migren ataklarının ilgili işaretleri, tetikleyicileri ve kullandığı ilacın etkisini not edebileceği elektronik bir bilezik ile birleştirilmiş akıllı bir ağ uygulaması. Amaç hastalığın gelişiminin daha iyi takibi, kriz tetikleyicilerinin yönetimi, tedavisinin daha iyi uyarlanması ve nöroloğun yakından izlediği hastasına uzaktan tedavi hizmeti vermesi.

Citago Diyabet Ağı

Kan glikoz ölçüm cihazı ile birleştirilmiş bir diğer akıllı ağ uygulaması. Hastanın geçmiş glisemi tedavi hikayesini ve insülin dozlarını bilen “Citago Diabet”, uzaktan mobil uygulama talimatlarının yanı sıra tedavi stratejileri ve insülin dozlarını hastaya iletmektedir.

Sağlık Sisteminde Değişim

Yeni tıp paradigması ve hekimlik uygulamalarında ortaya çıkacak büyük değişim, kaçınılmaz olarak sağlık hizmet sunumu örgütlenmesini de yeniden biçimlendirecektir.

20 yıl içerisinde günümüzdeki iş alanlarının %70-80’inin yok olacağı ve bunların yerini yeni iş alanlarının alacağı, herkesin çalışabileceği bir işinin olmayacağı konuşuluyor. 2040 yılında 150 milyon kişinin yaptığı işlerin robotlar aracılığıyla yapılacağı söyleniyor.

Günümüzde bazı hastanelerde çalışmaya başlayan ilk jenerasyon robot hemşire, hastabakıcı, fizyoterapist vb. yerini yeni jenerasyonların alacağı ve ardında da hızla yaygınlaşacağı açıktır. Bunlar bir süre sonra bazı hekimlik uygulamalarına dahil olacaktır.

Ayrıca yeni teknolojik gelişmeler, medikal bir merkeze gitmeksizin cep telefonları ile entegre medikal lojisyeller aracılığıyla retina okuması sonrasında alınan bir damla kanla 50’den fazla parametreye bakılabildiğinden birçok sağlık merkezinin artık işlevini yitireceği söylenmektedir.

Uydu haberleşme sistemleri aracılığıyla ve nanoteknoloji, byiokaptör, biyosensörlerle sağlık konsültasyonu, sağlık izlemi, koruyucu sağlık hizmeti en ücra yerlerde (kısal alandaki bir evde, gemide, uçakta) yapılabilmektedir.

Kısacası büyük ölçekli hizmet sunum merkezleri olan hastanelerde dört duvar arasında yürütülen birçok sağlık hizmetinin yerini, daha küçük ve yaygın merkezlerin yanı sıra hasta-hekim internet ağlarının, uzaktan yürütülen mobil ya da evde hizmet sunum modellerinin alacağı belirtiliyor. 

Bu süreç kamu-özel ortaklığı projesiyle büyük paralarla kurulmaya başlanılan 1500-3000 yatak sayılı dev boyutlardaki şehir hastanelerini 10 yıl sonra gereksiz bir yük haline getirebilecektir.

Harari’nin Uyarısı

“Sapiens” ve “Homo Deus” kitaplarının yazarı tarihçi / yazar Yuval Noah Harari, bu yılki Davos Zirvesi’nde yaptığı konuşmasında biyoloji ve verinin bugünkü bilişim kapasitesiyle bir araya geldiğinde yakın gelecekte doğurabileceği benzersiz tehlikelere dikkat çekti:

  • “Makine öğrenimi ve yapay zeka ile biyoloji ve beyin bilimi konusundaki gelişmeler insanı çözmemizi sağlıyor. 150 yıllık çalışmalarımızın sonucunda organizmaların aslında bir algoritmadan ibaret olduğunu öğrendik. Ve artık bu algoritmaların şifresini çözme yeteneğine kavuştuk.
  • Yaşamın neye dönüşeceğini veriyi yönetenler belirleyecek. Veriyi kontrol edenler sadece insanlığın değil, yaşamın geleceğini tanımlayacak. …Veri önemli çünkü bugün sadece bilgisayarlara değil, organizmalara müdahale edebiliyor, onları bir anlamda ‘hack’ ediyoruz. İnsanı “hack” etmek için güçlü sistemlere ve bol miktarda veriye ihtiyacımız var. Bedenin nasıl çalıştığına dair bilgilere sahip olmamız gerek. … Verinin kontrolü, bir elit grubun dijital diktatörlüklerden daha radikal yapılar ortaya çıkarmasına yol açabilir. Bu elitler insan bedenine hükmetme yeteneğiyle yaşamın geleceğine karar vermeye yönelebilir.
  • Bugün insanların çoğu veri denince ne satın aldığı, hangi linke tıkladığını düşünüyor ancak esas önemli olan biyolojik veriler. “Hack” edilecek tek şeyin bilgisayarlar olduğunu sanıyorlar ancak beden çok daha büyük bir hedef. Asıl hedef beyindir.
  • En büyük çelişkileri sağlık alanında yaşayacağız. Mahremiyet ile iyi hizmet arasında tercihler yapmamız gerekecek. Daha iyi bir teşhis ve tedavi için bedenimizde ve beynimizde olan bitene yönelik yetkiler vereceğiz. Sanıyorum sağlık kazanacak. İnsanlar daha iyi sağlık için mahremiyetlerinden vazgeçecek. Hatta bazı ülke ve durumlarda, bu mecburi olacak. Daha iyi şartlarda bir sigorta istiyorsanız bu verileri vermeniz gerekebilecek.”[x]

Bir Öneri

Yaşadığımız teknolojik devrimin tıp alanına getireceklerine ilişkin başka örnekler ve açıklamalar getirilebilir, getirilmelidir de. Kısa zaman diliminde karşı karşıya kalacağımız büyük değişimi, olumlu ve olumsuz her yönüyle ele almak, konuşmak ve tartışmak durumundayız.

Ortaya çıkmaya başlayan yeni tıp paradigmasında, geleneksel uzmanlık alanlarının ortadan kalkacağı bunların yerini yeni uzmanlıkların alacağı söyleniyor.

Toplumumuzun en aydın ve bilinçli kesimlerinden birisini oluşturan hekimler, hem meslektaşlarını, hem hastalarını, hem de toplumumuzu aydınlatmak ve bu değişime hazırlamak göreviyle karşı karşıyadır. Türk Tabipler Birliği’ nin (TTB) ve uzmanlık derneklerinin hekimlerin, hastaların hak ve yararını sağlamak yükümlülüğü ve tarihsel geleneğini de bunu gerektiriyor.

Bu görev, aynı zamanda son 10 yılda hekimler, başta da meslek örgütü TTB, giderek yıpranan/yıpratılan hekimlik mesleğini, aşınan/yıpranan toplumsal saygınlığını, insanın/toplumun sağlık çıkarını ve hastanın hakları temelinde de yeniden inşa etmesinin de olanaklar sunuyor. 

 

[1] Un robot chinois réussit le concours d'entrée en médecine et conseillera bientôt les généralistes, https://www.sciencesetavenir.fr/high-tech/robot/un-robot-chinois-reussit-le-concours-d-entree-en-medecine-et-conseillera-bientot-les-generalistes_118517, 2017

[2] Les médecins survivront-ils à la quatrième révolution industrielle?

http://www.sfmg.org/actualites/editorial/les_medecins_survivront-ils_a_la_quatrieme_revolution_industrielle.html, 2016

[3] Le robot chirurgien STAR opère des tissus mous pour la première fois de façon autonome https://humanoides.fr/le-robot-chirurgien-star-opere-des-tissus-mous-pour-la-premiere-fois-de-facon-autonome/

[4] Les robots investissent le milieu hospitalier: aide soignant, chirurgie, secouriste… 2018, http://www.geekmag.fr/les-robots-investissent-le-milieu-hospitalier-aide-soignant-chirurgie-secouriste/

[5] Vers la nanochirurgie génétique, 2013, http://www.rtflash.fr/vers-nanochirurgie-genetique/article

[6] Medikal Nanorobotlar, Murat Şen, 2013, http://www.bilim.org/medikal-nanorobotlar/

[7] Cholestérol : des "nano-drones" pour nettoyer les artères ?, 2015,

 https://www.sciencesetavenir.fr/sante/cholesterol-des-nano-drones-pour-nettoyer-les-arteres_19845

 3 Le CheckMe de Viatom mesure six signes vitaux en 20 secondes  https://www.infohightech.com/le-checkme-de-viatom-mesure-six-signes-vitaux-en-20-secondes/

2 Mesure des métabolites dans la sueur,

https://www.sciencesetavenir.fr/sante/e-sante/un-biocapteur-pour-evaluer-la-sueur-en-temps-reel_101581

[10] Une puce à ADN pour détecter des virus émergents, http://legosanstrique.blogspot.com.tr/2010/07/puces-adn-pasteur.html

[11] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[12] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[13] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[14] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[15] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[16] L’intelligence artificielle à l’aide des myologues. Le point de vue d’un non robot, Eytan Beckmann, Bruno Peyrou, Laure Gallay et Jean-Jacques,  Vignaux https://www.medecinesciences.org/en/articles/medsci/full_html/2017/09/medsci201733s1p39/medsci201733s1p39.html

[17] Genetik Uygulamalar Kişiselleşmiş Tip Çağının İlk Adımı, www.genlife.com.tr

[18] http://www.innovatech.be/le-futur-de-la-medecine-personnalisee-preventive-participative-predictive/

[19] ORGANISATION DES SOINS, http://www.carnetsdesante.fr/+La-medecine-des-4P-prediction+

[20] 5G technology internet dans la secteur sante, Octobre 2017,http://healthcare.orange.com/fr/Live/Dossiers/2015/dossier-du-mois-5G-la-revolution-du-debit-au-service-de-l-e-sante

[21] Yuval Noah Harari: “Teknolojik elitlerin yeni hedefi beynimiz”, 30/01/2018,  https://www.dunyahalleri.com/yuval-noah-harari-teknolojik-elitlerin-yeni-hedefi-beynimiz/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa Kemal’in Hekimleriyiz-Dr. Metehan Akbulut

Memlekette Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasına saklananların listesi hayli kabarık.

Bir Antalya Tabip Odası seçiminin daha arifesindeyiz. 29 Nisan 2018 Pazar günü yapılacak seçimler öncesi, “Hekim Birliği” seçim çalışmalarını “Mustafa Kemal’in Hekimleriyiz“ sloganıyla başlattığını açıkladı.

Antalya Tabip Odasını son iki yıldır yöneten Hekim Birliği yürütücülerine,’’ Mustafa Kemal’in Hekimi olmak’’ ne demektir? ve siz son iki yılda “Mustafa Kemal’in Hekimleri” olarak ne yaptınız? diye sorsanız bir yanıt alamazsınız. Ne söyleyebilecekleri bir söz , ne gösterecekleri tek bir çalışma, ne de verdikleri tek bir mücadele bulamazsınız .

Hekimlerimiz, halkımız ve ülkemiz için çalışmanın, mücadele etmenin Hekim Birliği için bir önemi de yok. Onlara sorarsanız kendilerinden başka “Mustafa Kemal’in Hekimi” de zaten yok. Kendi dışlarındaki tüm hekimler hain, bölücü, yıkıcı,..

İş güvencemiz, özlük haklarımız bir bir yok edilirken, mesleki bağımsızlığımıza yönelik baskılar artırılırken, yüzlerce meslektaşımız şiddete uğrarken, öldürülürken , ücretlerimiz gün geçtikçe erirken, kıdem tazminatımızın elimizden alınma girişimleri sürerken, binlerce hekim haksız ve hukuksuz olarak görevlerinden uzaklaştırılırken, yeni mezun hekimlerin atamaları yapılmazken, Hekimlik Andı ’nı, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları veya Dünya Tabipleri Birliği Bildirgelerini hatırlattıkları için hekimler gözaltına alınırken, meslek birliğimiz kapatılmaya çalışılırken, ….ne yaptınız? diye sorsanız yine yanıt alamazsınız.

Ancak haklarını yemeyelim… Tüm bu olumsuz gelişmeler karşısında bir çalışma yürütmeyen ve mücadele etmeyen Hekim Birliği, örneğin “Meyve Ağaçları Aşılama Teknikleri Uygulamalı Eğitimi” düzenlemeyi ihmal etmedi.

İşsizlik, yoksulluk , iş cinayetleri, çocuk tecavüzleri, kadın cinayetleri … artarken, laiklikten söz etmek artık mümkün değilken….kısacası memleketimizi saran bunca kötülük varken ”Hekim Birliği”ne ‘’ iyiliği ve güzelliği çoğaltmak için ne yaptınız?’’ diye sorarsanız yine bir yanıt alamazsınız.

İnsanlarımızın yoksulluktan TBMM önünde kendilerini yakması, yüzlerce kız çocuğunun gebe bırakılıp sümenaltı edilmesi, yüzlerce gazetecinin hapiste olması, ülkemizin açık hapishaneye dönüşmesi …..Hekim Birliği’nin gündemleri oldu mu dersiniz… Kesinlikle hayır.

Yazıyı aslında çok uzatmaya da gerek yok. Türkiye’de yaşanan tüm bu gelişmeler karşısında Antalya Tabip Odasını son iki yıldır yöneten Hekim Birliği’nin sessizliği (hatta çoğu kez onayı) göz önüne alındığında, “Mustafa Kemal’in Hekimleri” olmadıkları çok açık görülecektir. Ancak , haklarını yine teslim edelim. Sürekli olarak ne kadar “Mustafa Kemal’in Hekimleri” olduklarını söylemeyi ve kendi dışındaki herkesi hain, bölücü, yıkıcı,.. ilan etmeyi ihmal etmiyorlar.

Sözde olduktan sonra “Mustafa Kemal’in Hekimleriyiz” demenin bir mahzuru ve engeli de yok. Bir duygudan, bir ruh halinden söz edeceksek eğer Hekim Birliği yürütücüleri, kesinlikle “Mustafa Kemal’in Hekimleri” falan değiller. Hatta Mustafa Kemal’in hiçbir şeyi değiller.

“İyi Hekim ve İyi Hekimlik”-Dr. Metehan Akbulut

Çalışkanlık, dürüstlük, mesleğinde başarılı....olmak. Bunlar bir doktorda olması gereken temel özellikler. Ancak “İyi Hekim” ve “İyi Hekimlik” sadece bunlarla tanımlanabilir mi?

"Tıp doktoru" ünvanını alabilmek için, 6 veya 7 yıllık bir tıp eğitiminde başarılı olmak yeterli. Ancak sadece “Tıp Doktoru Diploması” sahibi olmak, 2 bin 500 yılda biçimlenmiş hekimlik mesleğinin doğrudan üyesi ya da “İyi Hekim” olmayı sağlar mı?

Baştan belirtelim, “İyi Hekimlik” salt mesleki pratiğinde başarılı olmak demek değil. “İyi Hekimlik” mesleki pratikte başarılı olmayı, çalışkanlığı, dürüstlüğü.. kapsamakla beraber bunları çok fazlasıyla aşan bir yerde.

İyi Hekimlik” ve “İyi Hekim” örneğin, meslektaşlarınız haksız ve hukuksuz olarak görevlerinden uzaklaştırılırken, ses çıkarmamaktan ayrı ele alınabilir mi? Meslektaşlarınız Hekimlik Andı ’nı, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları veya Dünya Tabipleri Birliği Bildirgelerini hatırlattıkları için gözaltına alındıklarında; “serbest bırakılsınlar” diyememekten ayrı ele alınabilir mi? Meslek Birliğinizin kapatılma girişimi karşısında ses çıkarmamaktan ayrı ele alınabilir mi?

Örnekleri ve soruları çoğaltmak mümkün. Tam bu noktada da “İyi Hekim” kimdir? Ya da “İyi Hekimlik” nedir? Sorularına verilen yanıtlar önem kazanıyor.

Olmak Ya Da Olmamak

İyi hekimliğe, en çok ihtiyaç duyulan günlerden geçiyoruz. En karanlık dönemlerden birisinde, en karanlık günlerin tam ortasındayız. “Zor” zamanlarda yaşıyoruz. Zor ve karmaşık. Belâlı ve kötü.

Mesleğimizi hiçbir gücün baskısı altında yapmayacağımıza dair Hipokrat yeminimizle başlayan hekimlik yolculuğumuzun, “olmak ya da olmamak” repliğini yazan William Shakespeare’le buluştuğu bir evresindeyiz. Hemen her meslektaşımız Shakespeare’in Hamlet’inin, “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” sözünü bilir. Ancak devamını ya bilmez ya merak etmez .

Devamında gelen cümle şudur: ”Boyun mu eğeceğiz, korkup teslim mi olacağız, silahlarımızı alıp itiraz mı edeceğiz.” Meslek yaşamımız ve mesleki örgütlülüğümüz içinde en büyük silahımız ise kuşkusuz “İyi Hekimlik”.

Haklısın, ama!!!

“İyi Hekimlik” değerlerine sahip çıkalım, haksızlıklara itiraz edelim, haklarımız için mücadele edelim, dayanışma içinde olalım, teslim olmayalım… demeye başladığınız anda ne yazık ki en hafifinden politika yapmakla eleştirilebiliyorsunuz . Bu noktada belirttiğiniz her düşünce, yazdığınız her yazı, yaptığınız her eylem siyaset yapmak olarak değerlendirilip ve eleştiriye uğrayabiliyor. Daha ötesini belirtmeye gerek yok. Çarpıtmalar, demagojiler, iftiralar, hedef göstermeler, ihbar etmeler….

Biraz daha derinlemesine açarsınız meseleleri bu sefer eleştiri yöneltenlerin çoğu, söylediklerinizin yazdıklarınızın ve yaptıklarınızın hepsinin doğru olduğunu söyleyebiliyor. Ardından “Haklısın, ama !!!” ile başlayan cümleler kurmayı ihmal etmiyorlar. Oysa bilinir ki , eğer bir cümlenin başında "ama" varsa ondan önce söylenenlerin hiçbir hükmü yoktur.

İyi Hekim” ve “İyi Hekimlik”

“İyi Hekim” kimdir? Yada “İyi Hekimlik” nedir? Sorularının yanıtlarını, meslektaşlarımızın büyük bir kısmı aslında çok iyi biliyor. Ancak meselelerden biri de; tüm açıklığı ile ortada duran bu soruların yanıtlarının, (tüm çıplaklığı ile bilen) meslektaşlarımız tarafından dillendiril(e)memesi ve gereğini yapmamaları.

Bugün böyle bir açıklığa o denli ihtiyaç var ki. Mesleğimize tekrar itibar kazandıracak olan da, bu yanıtları yüksek sesle söylemek ve gereklerini yapmak.

“İyi Hekim” mesleki pratiğinde başarılı olandır.

“İyi Hekim” dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir kişiye karşı yapılan herhangi bir haksızlığı, daima yüreğinin en derin yerinde hissedebilendir.

“İyi Hekim” meslektaşlarıyla değil, kendisiyle ve bilimle yarışandır.

“İyi Hekim” ülkesini ve dünyayı yaşanılası kılan veya kılacak tüm değerlerin mücadelesini verendir.

“İyi Hekim” mesleğine aşık ve meslek etiğini önceleyendir.

“İyi Hekim” her durum ve koşulda doğru bildiğinden vazgeçmeden onurluca sahip olduğu değerleri bir nişane gibi taşıyandır.

“İyi Hekim” bugününü yarınlar için feda etmekten çekinmeyendir.

“İyi Hekim” namuslu, onurlu ve gururlu olandır.

“İyi Hekim” baş eğmez olandır ve ”Ferman hükümetinse bu ülke bizimdir” diyendir.

“İyi Hekim” dünyanın en güzel, en ulvi, en doğru, en iyi, en erdemli, en kişilik sahibi insanı olandır.

“İyi Hekim” her şeye inat, her türden insanlık dışı değer ve yabancılaşma görüngülerine karşın dimdik insani değerleri savunandır.

"İyi Hekim” gerçeğin dilini konuşan ve onu geliştirendir.
……………….

İyi Hekimlik ortamı ve onurlu bir yaşam

Kısacası “İyi Hekimlik” bir yaşam biçimi. Çağdaş Hekimler, on yıllardır umutları ve umutsuzlukları, dünü ve geleceği, doğruları ve yanlışları, heyecanları ve hayal kırıklıklarını içimizde taşıyarak, ”İYİ HEKİMLİK” değerleri için emek verip mücadele ediyor, bedeller ödüyor.

İyi Hekimlik ortamı ve onurlu bir yaşam içindir, mücadelemiz.