Polemiklerimiz

Sevmek ve sahip çıkmak-Metehan Akbulut

Bu ekip "memleketin nasıl sevileceğini, ülkemize nasıl sahip çıkılacağını yalnız biz biliriz, diyerek kendileri gibi düşünmeyen herkesi  "sorosçu,  bölücü, emperyalist uşağı,.." ilan edecek kadar gözünü de karartmış durumda.. "Sevmek" ve "sahip çıkmak" sözcüğü hiçbir zaman ve hiç bu kadar kirletilmemiştir herhalde.

 

"SEVMEK" VE "SAHİP ÇIKMAK" SÖZCÜĞÜ

HİÇBİR ZAMAN VE HİÇ BU KADAR KİRLETİLMEMİŞTİR

Birisi size parmağıyla güneşi gösterirse; eğer parmağın ucuna bakarsanız yanılırsınız. Parmağın ucunda gerçeği göremezsiniz. Eğer güneşe bakarsanız, yine yanılırsınız. Gözleriniz kamaşır, gerçeği göremezsiniz. Gerçek, parmağın ucuyla güneş arasında uçan güvercindir. Gerçek güvercinin kanadında yazılıdır. Gerçeği görmek istiyorsanız güvercine bakın. (Meksika Özdeyişi)

Pazar günü yapılacak olan Antalya Tabip Odası seçimleri öncesi Hekim Birliği yürütücüleri, gerçeklerle hiç ilgisi olmayan  hiçbir belge ve somut kayıta dayanmayan bir ilköğretim öğrencisinin bile mantık dersinden zayıf not almasına yol açabilecek seviyede yorumlar tahliller yapıp sonuçlara ulaştığı iftiralarına devam ediyor. (Zırva Tevil Götürmez)

Gerçek yüzlerinin tüm meslektaşlarımız tarafından artık biliniyor olması nedeniyle her zamankinden daha takiyeci, daha düzeysiz, daha dayanaksız,.. saldırılarını sürdürüyorlar. Bizlere Ermeni, ya da Kürt başlıklarıyla mailler gönderiyorlar. Söylenen kimi sözleri kimi yazılan yazıları kimi yapılan etkinlikleri cımbızlayarak... Hepsi gerçek dışı, hepsi kulaktan dolma iftiralarda bulunmaya devam ediyorlar. Hiçbir somut kanıtları olmadığı halde "çamur at izi kalsın" bildik tarzlarını sürdürüyor.

Antalya Tabip Odası'na ve TTB'ne yönelik tek bir proje ortaya koymadan, olumsuz gidişatımıza karşı yapılabileceklere ilişkin tek bir söz söylemeden, Çağdaş Hekimlerin önerilerine dair olumlu olumsuz tek bir görüş belirtmeden bayrak ve Atatürk'ün arkasına sığınmaya devam ediyorlar.

Sözün kısası bu ekip, hiçbir ilke ve etik kural tanımayan günübirlik yarar hesaplarına dayanan sözler söylemeye, yazıları yazmaya devam ediyor. Bu ekip "memleketin nasıl sevileceğini, ülkemize nasıl sahip çıkılacağını yalnız biz biliriz, diyerek kendileri gibi düşünmeyen herkesi  "sorosçu,  bölücü, emperyalist uşağı,.." ilan edecek kadar gözünü de karartmış durumda.. "Sevmek" ve "sahip çıkmak" sözcüğü hiçbir zaman ve hiç bu kadar kirletilmemiştir herhalde.

Bu ekibin her zamanki gibi hekimlik geleceğimiz sağlık ortamı ülkemiz için söyleyebileceği bir şey yok ve şu ana kadar yaptığı bir şeyde yok.  Bunu örtbas etmek için bazı kavramların arkasına sığınmaktan konuşmaktan başka yapacakları bir şeyde olmadığını çok biliyorlar.  Bu ekibin bildirilerine afişlerine web sayfalarına bir kez bakmak bile aslında nasıl bir tarzla çalışma yürüttüklerini anlamamıza fazlasıyla yetiyor. Bütün materyallerine bayrak, Atatürk resmi koymaları, bayrağın, Atatürk'ün arkasına nasıl sığındıkları / kendi çıkarları için kullanarak nasıl bir mesaj vermeye çalıştıklarının en somut kanıtı aslında.

Bu ekip kendilerine son derece somut belgelerle yönelttiğimiz eleştirilere (ELEŞTİRİLERİMİZ) dair tek bir açıklama da yapamıyor. Şu anda Antalya Tabip Odası'nda ve TTB'de Cumhuriyetçilik adına göreve talip olduğunu iddia eden bu ekibin yürütücüleri:

Sağlıkta Dönüşüm Programına karşıymış gibi söylemlerde bulunmalarına karşın, Sağlıkta Dönüşüm Programının uygulayıcısı Recep Akdağ ile seçimlerde aynı listede nasıl bir arada olabildiklerini açıklayamıyor? Açıklayamazlarda. (Mevzubahis olan Vatan da,... )

Kendilerinin siyasi partilerden bağımsız olduğunu iddia edip, Antalya Tabip Odasını bir siyasi partinin il örgütü gibi nasıl çalıştırdıklarına dair yönelttiğimiz eleştirilere dair tek bir açıklama yapamıyorlar. Açıklayamazlarda. (Farkındamıydınız?)

Odanın kapısını bütün hekimlere açtık sahte söylemlerine karşın Antalya Hekim Meclisini neden dağıttıklarına, Periyodik Genişletilmiş Yönetim Kurulu Toplantılarını neden iptal ettiklerine, ilçelere, hastanelere, sağlık ocaklarına, kurum tabipliklerine... neden adım atmadıklarına, tabip odamızın komisyonlarını neden dağıttıklarına yönelik yaptığımız eleştirilere dair tek bir açıklama getiremiyorlar. Getiremezlerde. (Hekimsiz Tabip Odası)

 

Tüm sahte antiemperyalist söylemlerine karşın neden tek bir antiemperyalist eylem etkinlik düzenlemediklerine, ilimizde yapılan bu eylem ve etkinliklere neden katılmadıklarına dair dair yönelttiğimiz eleştirilere dair tek bir açıklama yapamıyorlar. Açıklayamazlarda. (Sözde Değil Özde Tam Bağımsızlık )

Hekimler geçici görevlere, rotasyonlara gönderilirken, yemek hakları ellerinden alınırken, şiddete uğrarken, idari soruşturmalara uğrayıp cezalar alırken,.... neden bir şey yapmadıklarına dair sorduğumuz sorulara tek bir yanıt veremiyorlar? Veremezlerde. (Kaygılıyız ) (Hekim Birliği Yine Susuyor )

Bu listeyi uzatmak mümkün. Pazar günü yapılacak seçimlerde kişiler oy vermekten öte bir tercihte bulunacaksınız. Hekim olmanın masumiyetiyle on yıllardır umutları ve umutsuzlukları, dünü ve geleceği, doğruları ve yanlışları, heyecanları ve hayal kırıklıklarını içinde taşıyarak; İYİ HEKİMLİK değerleri için emek veren mücadele eden bedeller ödeyen Çağdaş Hekimlerden yana mı tercihte bulunacaksınız?  Yoksa ortamızı zehirleyenlerden, tahrip edenlerden, bizi bölenlerden, sahte antiemperyalistlerden, IMF ve Dünya Bankasının yanında duranlardan, sahte sağlıkta dönüşüm karşıtlarından, sahte Cumhuriyetçilerden,  yana mı? TERCİH SİZİN

Düşünün ve yüreğinizin sesini dinleyin. Yürekler yalan söylemez.

Vicdanımızın, onurumuzun, geçmişimizin, ideallerimizin, gönlümüzün, aklımızın, bilincimizin bir yerde; irademizin başka bir yerde olmasına izin vermeyin.

Artık iki arada bir derede durmak mümkün değildir.

Sevgi ve Dostlukla

 

 

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki, o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de çabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... (Nazım Hikmet)