Polemiklerimiz

İmamın Ulusalcıları-Metehan Akbulut

Bir ilköğretim öğrencisinin bile mantık dersinden zayıf not almasına yol açabilecek gözlemlerin tahlillerin yapıldığı ve sonuçlara ulaşıldığı bu yazılar olsa olsa mizah dergilerine epeyce malzeme olacak nitelikte.

Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu 12.07.2011 tarihinde “Sn. Meslektaşımız;  TTB Merkez Konseyi Delegelerimiz Dr. Feza KÖYLÜOĞLU ve Dr. Selçuk KOÇLAR'IN 1-2 Temmuz 2011 tarihlerinde Ankara'da yapılan 60. Büyük Kongredeki izlenimlerini aktardıkları yazıları aşağıda bilgilerinize sunarız.” Üst yazısı ile bizlere bir mail gönderdi.

Koçlar ve Köylüoğlu’nun  40 yıllık ezberleri ile  bilinçli bir şekilde eksik aktarmaları ve TTB’nin çalışmalarını özellikle çarpıtmaları yeni bir durum değil. (TTB’nin 2010-2011 Çalışma Raporu na buradan isteyen arkadaşlarımız ulaşabilir.)

Bir ilköğretim öğrencisinin bile mantık dersinden zayıf not almasına yol açabilecek gözlemlerin tahlillerin yapıldığı ve sonuçlara ulaşıldığı bu yazılar olsa olsa mizah dergilerine epeyce malzeme olacak nitelikte. Bu saçmalıkların ne kadarının ciddiye alınması ve ne kadarına yanıt verilmesi gerektiği ise tartışmalı. Ancak tek yanlı sürdürülen bu yalan iftira çarpıtmaların, bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı yarattığı da bir gerçek. Israrla söylüyoruz, tekrar etmekte yarar var.

Hekimlerden, halktan ve ülkeden yana tavır almayan; hekimlerin, halkın istek ve beklentilerine yanıt verecek adımlar atmak yerine bürokratik, silik hatta teslimiyetçi bir hat izleyen Hekim Birliği hep aynı taktiği izliyor.

1-) Kendilerini var edebilmek için hayali spekülasyonlar üretiyor ve düşmanlar/düşmanlıklar yaratıyorlar. Sürekli olarak kendi dışlarındaki herkesi bölücü, yıkıcı, emperyalist uşağı… ilan ediyorlar. Sıkıştıklarında birini,  olmadı diğerini hemen kullanıyorlar.

2-) Bir alanda bir şey yapmanın en büyük düşmanı bir şeyler yapıyor gözükmek yada bir düşman yaratmak olduğunu çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla sürekli olarak hekim haklarından bahsediyorlar, ama somut olarak hiçbir şey yapmıyorlar.

Uzun bir süreden beri TTB yönetimini yıpratmayı siyasetlerinin temel amacı haline getirmiş olan bu ekip  açık açık ve hiç utanmadan neden bu çarpıtmalara, hedef saptırmalara ihtiyaç duyuyor? Gerçeği bildiği halde hekim hakları, meslek onurumuz, iş güvencemiz, özlük haklarımız,.. bağımsızlık, demokrasi, laiklik, eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış... için onuru ile mücadele eden Türk Tabipleri Birliği'ni neden bilinçli olarak hedef gösteriyor? Nedeni aslında çok açık.Tamda kendilerinden istendiği ve beklendiği gibi gerçeklerin üzerini örterek, hedef saptırarak büyük ve etkili (!) kuvvet görevlerini yerine getirmiş oluyorlar Bu anlayışın ideolojik gıdasını nereden, hangi derinliklerden ve “akil”lerden aldığı, nerelerden organize edildiği ve destek gördüğü ise gün gibi ortada. Bunun için Türkiye tarihine kısa bir göz atmak yeterli.

Siyasi partilerden-sendikalara, meslek örgütlerinden-derneklere kadar nereye bakarsanız bakın hep aynı merkezden ve aynı iftiralar çarpıtmalar yalanlar servis edilir ve taşeronlar aracılığı ile yaygınlaştırılır. Alana göre taşeron değişse de deyim yerindeyse bu ülkenin namuslu, onurlu, cesur inatçı,… insanları hep vurulması en kolay yerden vurulmaya, yalnızlaştırılmaya çalışılır. Ne yazık ki çoğu kez de başarılı olunuyor. Yüreği eşitlikten, özgürlükten, kardeşlikten, halktan, ülkeden,… yana atan ve mücadele edenler bölücü, yıkıcı, vatan haini,.. iftiralarına uğrayıp yalnızlaştırılırken; bu argümanları kullananlar da bulundukları alanda bir çalışma yürütmelerine gerek kalmadan pozisyonlarını pekâlâ güçlendirebiliyorlar.

TTB Kongresi üzerine yazılan Koçlar, Köylüoğlu ve benzerlerinin saçmalıklara ilişkin Dr.Osman Öztürk’ün bugün BirGÜN Gazetesinde yayınlanan yazısını bilgilerinize sunuyoruz.

Sevgi ve Dostlukla

ANTALYA  ÇAĞDAŞ HEKİMLER

 

İmamın Ulusalcıları

“TTB genel Kurulu gelecek yıl 2 dilde olsun önerisi”…

F Tipi portaldaki haberin başlığı böyleydi.

Devamında…

Türk Tabipleri Birliği’nin 1-2 Temmuz’da gerçekleştirilen 60. Büyük Kongresi’nin ilk gününde…

Açılış konuşmasını BDP eş Başkanı Hamit Geylani’nin Kürtçe başlayarak yaptığı…

İkinci gününde ise…

Başta muayenehaneler olmak üzere hekimlerle ilgili de sorunların konuşulduğu (“de”ye dikkat) konuşmalarda siyasi içeriğin daha fazla yer aldığı...

İstanbul Tabip Odası’nın bir Yönetim Kurulu üyesinin ise gelecek TTB Genel Kurulu’nun Türkçe-Kürtçe olarak iki dilde yapılması önerisini getirdiği belirtiliyordu. (“Öneri”nin oylanıp oylanmadığı, kabul edilip edilmediği tabii ki yazılmamıştı.)

***

Tahmin edebileceğiniz gibi TTB Kongresi gerçekte böyle geçmemişti.

Tersine…

Hekimlik ve sağlık ortamıyla ilgili konuşmalar ülke gündemiyle ilgili olanlardan çok daha fazla yer tutmuştu.

Açılış konuşmasını da, doğal olarak, TTB Başkanı yapmıştı.

Zaten ister TTB’de; ister başka bir meslek örgütü, sendika, siyasi parti ya da köy derneğinde olsun…

Kongrelerin açılış konuşmalarını konuklar değil, o örgütün başkanları yapardı.

Ama doğruluktan, dürüstlükten bîhaber, hekimlik ve gazetecilik ahlâkından nasibini almamış olan için bunların hiç önemi yoktu.

Mühim olan…

Eksik gedik, yalan yanlış ifadelerle okuyucuların tepkisine yol açacak hayali bir tablo yaratmak…

Böylece TTB’yi fetokulliye getirmekti.

***

F Tipi portalın politik kimliğinden habersiz bazı okuyucuların tepkileri neyse de…

Asıl ilginci…

İzmir Tabip Odası’nın “ulusalcı” yönetiminin de F Tipi portala açıklama göndererek fetokulliye katılması oldu.

TTB’nin 60. Genel Kurulu’nda yaşananlar, “Bir çuval inciri berbat etmek” özdeyişiyle tanımlanabilirdi.

Aslında, bu süreçteki gözlemleri; TTB’nin genel performansının hekim kitlesi üzerinde olumlu bir izlenim bıraktığı yolundaydı.

Ne yazık ki, Genel Kurul’da hekimleri ve hekimliği ilgilendirmeyen konu başlıkları zamanın önemli ölçüde yitirilmesine yol açmış ve gündemdeki asıl sorunlar yeterince tartışılamadığı gibi bu başlıklara ilişkin çözüm üretilmesi de söz konusu olamamıştı.

Bu bağlamda, son TTB Genel Kurulu’na egemen olan söylemleri kınıyorlardı.

Bu arada üyelerine de meslek örgütlerinden kopmamaları çağrısı yapıyorlardı…

F Tipi portal aracılığıyla.

***

Sanki tabip odasının kurumsal kimliğini kullanarak, sabah akşam “Silivride’ki Yurtseverler Serbest Bırakılsın” kampanyası yürütenler (buradaki “yurtsever”ler, Doğu Perinçek, Veli Küçük, İbrahim Şahin, vb. oluyor)…

Sanki 12 Haziran seçimlerinde işi gücü bırakıp Doğu Perinçek’in seçim kampanyasını organize edenler kendileri değilmiş…

Sanki TTB Kongresi’nde Kürt sorunuyla ilgili ilk konuşmayı İzmir Tabip Odası’nın “eski” Başkanı (yoksa “mevcut” mu demeliydim?) yapmamış gibi…

Sureti haktan görünmelerini bir kenara bırakıyorum da…

Benim midemi bulandıran…

Sözde AKP ve Fethullahçılar’la can düşmanı olanların…

İş sol düşmanlığına gelince bu kadar omurgasız olabilmeleri.

Aynı kumpas içinde yer almayı midelerinin kaldırabilmesi…

Karınlarının, tıpkı Fethullahçılar gibi, böylesine geniş olabilmesi.

Bir keresinde “genetiği değiştirilmiş ulusalcı” diye yazmıştım haklarında.

Belli ki yetmezmiş…

Genetikleriyle oynata oynata…

“İmamın Ulusalcısı” olmuş bunlar.

Dr.Osman Öztürk

13.07.2011/BirGÜN