Polemiklerimiz

İmamın Ulusalcıları-Osman Öztürk

“TTB genel Kurulu gelecek yıl 2 dilde olsun önerisi”…

F Tipi portaldaki haberin başlığı böyleydi.

Devamında…

Türk Tabipleri Birliği’nin 1-2 Temmuz’da gerçekleştirilen 60. Büyük Kongresi’nin ilk gününde…

Açılış konuşmasını BDP eş Başkanı Hamit Geylani’nin Kürtçe başlayarak yaptığı…

İkinci gününde ise…

Başta muayenehaneler olmak üzere hekimlerle ilgili de sorunların konuşulduğu (“de”ye dikkat) konuşmalarda siyasi içeriğin daha fazla yer aldığı...

İstanbul Tabip Odası’nın bir Yönetim Kurulu üyesinin ise gelecek TTB Genel Kurulu’nun Türkçe-Kürtçe olarak iki dilde yapılması önerisini getirdiği belirtiliyordu. (“Öneri”nin oylanıp oylanmadığı, kabul edilip edilmediği tabii ki yazılmamıştı.)

***

Tahmin edebileceğiniz gibi TTB Kongresi gerçekte böyle geçmemişti.

Tersine…

Hekimlik ve sağlık ortamıyla ilgili konuşmalar ülke gündemiyle ilgili olanlardan çok daha fazla yer tutmuştu.

Açılış konuşmasını da, doğal olarak, TTB Başkanı yapmıştı.

Zaten ister TTB’de; ister başka bir meslek örgütü, sendika, siyasi parti ya da köy derneğinde olsun…

Kongrelerin açılış konuşmalarını konuklar değil, o örgütün başkanları yapardı.

Ama doğruluktan, dürüstlükten bîhaber, hekimlik ve gazetecilik ahlâkından nasibini almamış olan için bunların hiç önemi yoktu.

Mühim olan…

Eksik gedik, yalan yanlış ifadelerle okuyucuların tepkisine yol açacak hayali bir tablo yaratmak…

Böylece TTB’yi fetokulliye getirmekti.

***

F Tipi portalın politik kimliğinden habersiz bazı okuyucuların tepkileri neyse de…

Asıl ilginci…

İzmir Tabip Odası’nın “ulusalcı” yönetiminin de F Tipi portala açıklama göndererek fetokulliye katılması oldu.

TTB’nin 60. Genel Kurulu’nda yaşananlar, “Bir çuval inciri berbat etmek” özdeyişiyle tanımlanabilirdi.

Aslında, bu süreçteki gözlemleri; TTB’nin genel performansının hekim kitlesi üzerinde olumlu bir izlenim bıraktığı yolundaydı.

Ne yazık ki, Genel Kurul’da hekimleri ve hekimliği ilgilendirmeyen konu başlıkları zamanın önemli ölçüde yitirilmesine yol açmış ve gündemdeki asıl sorunlar yeterince tartışılamadığı gibi bu başlıklara ilişkin çözüm üretilmesi de söz konusu olamamıştı.

Bu bağlamda, son TTB Genel Kurulu’na egemen olan söylemleri kınıyorlardı.

Bu arada üyelerine de meslek örgütlerinden kopmamaları çağrısı yapıyorlardı…

F Tipi portal aracılığıyla.

***

Sanki tabip odasının kurumsal kimliğini kullanarak, sabah akşam “Silivride’ki Yurtseverler Serbest Bırakılsın” kampanyası yürütenler (buradaki “yurtsever”ler, Doğu Perinçek, Veli Küçük, İbrahim Şahin, vb. oluyor)…

Sanki 12 Haziran seçimlerinde işi gücü bırakıp Doğu Perinçek’in seçim kampanyasını organize edenler kendileri değilmiş…

Sanki TTB Kongresi’nde Kürt sorunuyla ilgili ilk konuşmayı İzmir Tabip Odası’nın “eski” Başkanı (yoksa “mevcut” mu demeliydim?) yapmamış gibi…

Sureti haktan görünmelerini bir kenara bırakıyorum da…

Benim midemi bulandıran…

Sözde AKP ve Fethullahçılar’la can düşmanı olanların…

İş sol düşmanlığına gelince bu kadar omurgasız olabilmeleri.

Aynı kumpas içinde yer almayı midelerinin kaldırabilmesi…

Karınlarının, tıpkı Fethullahçılar gibi, böylesine geniş olabilmesi.

Bir keresinde “genetiği değiştirilmiş ulusalcı” diye yazmıştım haklarında.

Belli ki yetmezmiş…

Genetikleriyle oynata oynata…

“İmamın Ulusalcısı” olmuş bunlar.


13.07.2011/BirGÜN