Polemiklerimiz

Zırva Tevil Götürmez-Metehan Akbulut

Seçimler öncesinde halen yönetimde olan Hekim Birliği yap(ma)dıkları çalışmaları,  tekrar seçil(ebil)irlerse odamızda nasıl bir çalışma yürüteceklerini gelecek iki yıldaki projelerini anlatmak yerine; her zaman olduğu gibi yalan iftira çarpıtma ve safsatalarla gündem saptırmaya ve kendi ayıplarını örtmeye çalışıyor.

Antalya Tabip Odası seçimleri 9 Mayıs 2010 Pazar günü yapılacak. Seçimler öncesinde halen yönetimde olan Hekim Birliği yap(ma)dıkları çalışmaları,  tekrar seçil(ebil)irlerse odamızda nasıl bir çalışma yürüteceklerini gelecek iki yıldaki projelerini anlatmak yerine; her zaman olduğu gibi yalan iftira çarpıtma ve safsatalarla gündem saptırmaya ve kendi ayıplarını örtmeye çalışıyor.

 

Başta Selçuk Koçlar olmak üzere Hekim Birliği Grubu yürütücüleri sürekli olarak kendi dışlarındaki herkesi bölücü, yıkıcı, emperyalist uşağı… ilan ediyor. Sıkıştıklarında birini,  olmadı diğerini hemen kullanıyorlar.

Bu anlayışın ideolojik gıdasını nereden, hangi derinliklerden ve “akil”lerden aldığı, nerelerden organize edildiği ve destek gördüğü ise gün gibi ortada. Bunun için Türkiye tarihine kısa bir göz atmak yeterli. Siyasi partilerden-sendikalara, meslek örgütlerinden-derneklere kadar nereye bakarsanız bakın hep aynı merkezden ve aynı iftiralar çarpıtmalar yalanlar servis edilir ve taşeronlar aracılığı ile yaygınlaştırılır. Alana göre taşeron değişse de deyim yerindeyse bu ülkenin namuslu, onurlu, cesur inatçı,… insanları hep vurulması en kolay yerden vurulmaya, yalnızlaştırılmaya çalışılır. Ne yazık ki çoğu kez de başarılı olunuyor. Yüreği eşitlikten, özgürlükten, kardeşlikten, halktan, ülkeden,… yana atan ve mücadele edenler bölücü, yıkıcı, vatan haini,.. iftiralarına uğrayıp yalnızlaştırılırken; bu argümanları kullananlar da bulundukları alanda bir çalışma yürütmelerine gerek kalmadan pozisyonlarını pekâlâ güçlendirebiliyorlar.

Değerli meslektaşım,

Hekim olarak hepimiz zor günler yaşıyoruz. İyi hekimlik değerlerimiz kuşatma altında. Gelecek kaygısı hem kamuda hem de özel sektörde çalışan meslektaşlarımızın ortak gündemi haline gelmiş durumda.

Yasallaşması durumunda bütünüyle güvencesiz, uzun süreli ve düşük ücretle çalışmaya zorlanacağımız bir ortam oluşturacak olan “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı” TBMM gündeminde. Tam gün yasası tüm itirazlarımıza rağmen yasallaştı. Mesai Dışı Hizmet Genelgesi ile günlük çalışma süremizin 16 saate çıkarılması hedefleniyor. Sağlık Uygulama Tebliğindeki uygulamalarla emeğimizin ucuzlatılması ve klinik bağımsızlığımızın ortadan kaldırılması girişimleri sürüyor. Sağlık Ocaklarımız, Verem Savaş Dispanserlerimiz, AÇSAP’larımız işlevsizleştiriliyor/kapatılıyor. Şef ve Şef Muavinliği sınavlarında hukuku yandan dolanan sınav sistemi uygulamaya geçiliyor. İşyeri hekimliğinde “dışarıdan hizmet satın alma modeli” yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Kısacası mesleğimizi, iş güvencemizi, özlük haklarımızı,  halkın sağlık hakkını, geleceğimizi, ülkemizi derinden etkileyen gelişmeler yaşanıyor.

Kendi tanımlamalarıyla 2002’den bu yana Antalya Tabip Odası yönetiminde olan Hekim Birliği Grubunun yap(ma)dıkları ise ortada. Sonuç olarak hekimler tabip odasız, tabip odamız hekimsiz.

Üzüm yemek yerine bağcıyı dövmeye kalkarsanız, bunun adı  'halt etmek' olur. Hekim Birliği yürütücülerinin derdi üzüm yemek değil, bağcıyı dövmeye kalkmaktır. Ancak bağcıların dayak yemeye hiç niyeti yoktur.

Dr. Selçuk Koçlar, birkaç gün önce BİR ELEŞTİRİ başlıklı yazısını mail olarak bizlere gönderdi. Attığı başlık ile yazdıkları arasında bir bağlantı kurabilmek ve yazısını eleştiri olarak değerlendirebilmek ise mümkün değil. Tümüyle iftiralarla, çarpıtmalarla, yalanlarla,… dolu yazıya,  bilinçli olarak yaratılan bir karmaşa ile birlikte dil ve imla sorunları da  hakim.

Dr. Koçlar yazısını temel olarak 2005 yılında Pof. Dr. Gençay Gürsoy’un da altında imzası bulunan bir bildiri üzerinde yoğunlaştırmış. Ancak bildiriyi bilinçli bir şekilde zamandan mekândan bağımsız ele alarak eksik aktarıp özellikle de çarpıtıyor. Sonra yazılanlarla hiçbir ilgisi olmayan sonuçlara ulaşıyor. Daha sonra kendince çıkardığı bu saçma sapan sonuçlar üzerinden sözde teorik bir tartışma yürütüyor.(Bu özel bir yetenek olsa gerek!). Sonrada nihai darbeyi vuruyor ve Gencay Gürsoy’un dolayısıyla bizlerin ne kadar emperyalist uşağı olduğumuzu kendince ispatlıyor!!!.

Dr. Koçlar eksik ve çarpıtarak verdiği bildirideki bazı cümlelerin ne anlama geldiğini bile anlayamayacak kadar gözünü karartmış. Kendisine servis edilenlere kendisini o kadar kaptırmış ve inandırmış ki,  bir hekim ve hekim örgütü başkanının barış yerine savaş, yaşam yerine ölüm, sevgi yerine kin, dostluk yerine nefret, hoşgörü yerine linç…. demesi gerektiğini savunuyor.

Değerli meslektaşım,

Saçma sapan iddialara elbette yanıt vermek gerekmiyor. Üstelik kendilerine yazdırılan/söyletilen yalanların iftiraların çarpıtmaların gerçek olmadığını kendileri de çok iyi biliyor. Ancak bu tür yazılara yanıt verilmedikçe bunların doğru olabileceğine  en azından kendi kendilerini inandırma olasılıkları hiç de az değil.

Tüm içtenlikle ve dostane yaptığımız uyarılara rağmen başta Dr. Selçuk Koçlar olmak üzere Hekim Birliği Grubunun yürütücüleri inadım inat diyerek hekimlik ortamımızı zehirleyen tarzlarını ısrarla sürdürüyorlar. Bu ekibin hemen tüm yazdıkları ve söyledikleri ‘olur böyle şeyler’ diye geçiştirilecek cinsten de değil.

Dört yıl öncede yazmıştım anımsatmakta yarar görüyorum.

Söz aslında “maruftur” ama bazen galiba Picasso’ya mal edilen öyküye de bağlanır. Ressam bir tablosunda yer alan çizme figürüyle ilgili bir kunduracının bilgisine başvurma gereği duyar. Onu atölyesine çağırır ve çizmelerin biçimleriyle ilgili bilgi alır. Bu sırada kunduracı kendi bilgisine başvurulmasından hoşnut bir halde, tablonun diğer bölümleriyle ilgili tavsiyelerde bulunmaya koyulunca, “lütfen” der,  Picasso, “siz çizmeden yukarı çıkmayın”.

Evet, birbirimizi eleştirelim, her şeye rağmen gene de arkadaşça, meslektaşça tartışalım. Ama eğer konu, hekim hakları, halkın sağlık hakkı, bağımsızlık, yurtseverlik, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı mücadele,… ise arkadaşları bir kez daha uyarıyoruz,

…………………………….

Yıllardır eğilip bükülmeden,

Popülizm yapmadan,

Onurlarıyla mücadele eden,

Bedeller ödeyen,( halen ödemeye de hazır olan)

……………………….

Bizler karşısında LÜTFEN, ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAYIN