Sağlık politikaları

AKP'nin sağlığı Amerikanlaştırması-Selçuk Candansayar

Türkiye'de AKP eliyle yürüyen yapısal dönüşümün ne menem bir süreç olduğunu anlamak için sağlık sistemi çok iyi bir örnek. Ekonomik yapı vahşi kapitalizme evrilirken ideolojik düzeyde popüler bir söylemle halkın rızasının nasıl inşa edildiğini sağlık alanında olan bitene bakarak görmek mümkün. Stratejinin adımları belli bir model etrafında eyleme dönüyor. İlkin varolan yapısal sorunların neden olduğu sıkıntıların sorumluluğu kişiselleştiriliyor. Sağlıksa, gözü paradan başka bir şey görmeyen doktor tipi, deyim yerindeyse halkın önüne atılıyor. Eğitimde aynı sorumluluk öğretmene yıkılıyor. Sanki vatandaşın sağlık hizmetinden yararlanmasının önündeki tek engel ahlaksız doktorlarmış propagandası yapılıyor. Sanki doktorlar hastanelerde hastaları görmemek için uğraşıyorlar, hastalara kötü davranıyorlar, bilerek tedavi etmiyorlar, tek istedikleri para söylemi pompalanıyor. Ardından vatandaşa istediğin doktoru seni muayene etmesini sağlayacağım, hastaneye gittiğinde prof istersen prof, uzman istersen uzman seni muayene edecek yalanı söyleniyor. Sanki her hastayı profesör muayene etmeliymiş, doğrusu buymuş gibi bir algı oluşturuluyor.

Aynı anda sanki beş bin kişiye bir sağlık ocağı açılacak kanunu 50 yıldır yokmuş gibi, aile hekimlerinin mahallede vatandaşın ayağına gideceği söyleniyor. 1960 yılında yasalaşan sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi yasası bu ilkeyi elli yıl önce getirmişti. Ama 50 yıldır bu ilkeye göre davranan tek bir hükümet olmadı. Türkiye'de elli yıldır yasaya göre gebeler sağlık ocağı ebelerince evde takip edilmeli zaten ve tüm çocukların aşıları ücretsiz olarak da yapılmalı. Ama AKP dahil tüm hükümetler sağlık ocaklarının çökmesi için ellerinden geleni artlarına koymadıkları için, sağlık ocakları ebe ve hemşire kadroları tamamlanmadığı için ve sağlık ocakları yasaya göre değil politik tercihlere göre açıldığından sistem işlemezken, sanki sistemin kendisinin ahlaksız doktorlar tarafından çökertildiği iddia ediliyor. Ardından vatandaşa istediğin hastaneye sevksiz sadece nüfus cüzdanınla gidebileceksin deniyor. Bu çok doğru gibi görünen uygulama eskiden sağlık güvencesi nedeniyle ücretsiz aldığı sağlık hizmetinin örtük bir şekilde ücretli hale getirilmesine de yarıyor. Vatandaş eskiden sağlık ocağında ya da sevk alarak gittiği hastanede sağlık güvencesi varsa tek kuruş ödemeden muayene ve tedavi olabilirken şimdi elini kolunu sallayarak girdiğini sandığı aile hekiminde ve istediğine gidebildiği hastanede katkı payı ödeyerek muayene olabiliyor.

Katkı payları şimdilik çok küçük gibi görünüyor, ama şimdilik. Vatandaş aslında sosyal güvencesi için prim yatırmasına karşın her muayene olduğunda katkı payı da ödüyor. Para, eczaneler üzerinden tahsil edilerek, sağlık hizmetinin aslında herkes için paralı hale geldiği saklanıyor.

Çok basit bir örnek öğretim üyesi olarak çalıştığım tıp fakültesi hastanesinde bir öğretim üyesi arkadaşıma muayene olarak reçetemle eczaneye gittiğimde, eczacı benden 20 TL katkı payı aldı. Neden mi? Çünkü aile hekimime gitmeden doğrudan üniversitede muayene olmuşum da ondan. Sanki sağlık hizmeti ulaşılabilirmiş gibi yapılırken aslında paralı hale getirilmiş oluyor. Para üzerinden dönen her hizmetin kaçınılmaz olarak kârlılığı temel alması zorunluluğu, doktorları artık hastanesine para kazandırabildiği oranda para alabilen işçiler haline getiriyor. Bu dönüşüm Tıp fakültelerinin eğitim, araştırma kurumları olmaktan çıkıp, ticarethanelere dönmesini zorunlu kılıyor.

AKP, tek tek ahlaksız doktorların muayenehanelerini kapatmakla övünürken Tıp fakülteleri ve kendi hastaneleri dahil, aile hekimi ofislerine kadar tüm sağlık sistemini muayenehaneleştiriyor. Böylece muayenehanede çalışan hekim kendi işinin sahibiyken yeni yapıda devasa bir muayenehane haline gelen hastanelerde çalışan işçiye dönüşüyor.

Vatandaş mı? Aslında onun için değişen bir şey yok. O eskiden olduğu gibi hâlâ muayenehaneye gidip para ödemek zorunda. Tek değişen muayenehanenin kapısında Sağlık Bakanlığı Hastanesi, Tıp Fakültesi Hastanesi ya da özel hastane tabelası asılı.

Peki kim kazanıyor? Sadece ilaç şirketleri, tıbbi teknoloji şirketleri ve sigorta şirketleri. Bugün 4 ila 20 lira olan katkı payları yarın 50, 100, 500 liraya çıktığında yapısal dönüşüm tamamlanmış ve Türkiye, dünyanın en kötü ve bozuk sağlık istemine sahip olan Amerikan sağlık sistemine geçmiş olacak. Zenginler mi? Onlar için değişen tek şey sağlık hizmeti için ABD'ye gitmelerine gerek kalmayacak, ABD'nin lüks ve pahalı sağlık hizmetleri onların ayağına gelecek zaten.

 

BirGÜN Gazetesinden alınmıştır