Seçtiklerimiz

Hekimlere saldıran kim?-Prof. Dr. Cem Terzi

Hekimleri kim dövüyor? Her güne yeni bir hekime yönelik şiddet haberi ile uyanıyoruz. Bu yıl gencecik bir cerrah hastasının yakını tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Dün Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde doğum yaptıktan sonra yaşamını yitiren 22 yaşındaki bir kadının yakınları tarafından saldırıya uğrayarak dövülen ve hayati tehlikesi bulunan Kadın Doğum Hastalıkları uzmanı yoğun bakımda...

Bu şiddet neden? Hekimlere kim ve neden saldırıyor?

Yanıtı biliyoruz aslında...

Hekime yönelik şiddet, ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın ve onun uygulayıcılarının eseridir. Hekimlere kalkan el AKP'nin elidir.

AKP Hükümeti son derece planlı bir şekilde Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında yürüttüğü tüm sağlık sistemini alt üst eden planında, kamuoyunu yanına alabilmek için hekimleri sistemin günah keçisi ilan etti.

Hükümet halka eski sağlık sistemindeki tüm olumsuzlukların nedenini açgözlü hekimler olarak gösterdi.

Daha da ötesi halkın sağlığı yerine cebinden başka bir şey düşünmeyen bu 'halk düşmanları' AKP'nin yeni sağlık politikalarına karşı çıkıyordu... Başbakan 2012 yılı eylül ayında Kayseri'de bir sağlık kompleksi temel atma töreninde doğrudan hekimlere yüklenmiş, "...Doktormuş! Senin mimardan, mühendisten ne farkın var?" gibi saldırılarla kendisini dinlemeye gelmiş insanlara büyük bir "yuuuuuh" çektirmişti...

Bizzat Başbakan ve Sağlık Bakanları hekim karşıtı söylemler ile hekimleri hedef tahtasına koydular!

Aslında bu arada Hükümet özel hastanelere oluk oluk para akıttı. Uluslararası hastane zincirlerini teşviklerle ülkeye soktu. Kamu sağlık hizmetlerini yarı özel sektör durumuna getirdi. Sağlığı alınan, satılan bir mal, sağlık hizmetini de patronlara bol para kazandıran yeni bir ticari alan haline getirdi.

Hekimlerden ve meslek örgütlerinden sağlığın ticarileşmesine yönelik itirazlar yükseldikçe, hekimler mesleki özerkliklerini, iş güvencelerini kaybetmemek için direnmeye çalıştıkça, hükümet hekimleri vatandaşların önüne sadece kendi çıkarlarını düşünen paragözler olarak attı.

Bir kaotik şantiye alanı haline getirdiği sağlık sisteminde kendi sorumluluklarından kaçan hükümet her olumsuzluktan hekimleri sorumlu tutmaya çalışmaktadır. Sağlık sisteminde şu ya da bu şekilde canı yanan vatandaşlar da maalesef bu oyuna gelmektedir.

Toplum henüz Sağlıkta Dönüşüm Programı ile bu Hükümetin yaptığının sadece ceplerine giren eli değiştirmek olduğunu tam olarak fark etmedi. Kamu sağlık hizmetinin kendisinden çalındığını fark etmedi. Bu özel hastane furyasını iyi bir şey zannediyor. Can çekişen kamu hastanelerindeki aksaklıklardan hekimlerin sorumlu olduğunu zannediyor, ama gerçek bir gün anlaşılacaktır.

Toplum er ya da geç ama mutlaka, başına geleni anlar...

Hekimler diğer üniversite mezunu meslek sahipleri gibi, her toplumda toplumun geneline göre gelirleri görece daha yüksek bir kesimdir. Bu yalın gerçeği sanki anormal bir durum, bize özgü bir haksızlık gibi sunmaktadır Hükümet. Aslında Türkiye'de hekimlerin ezici çoğunluğu (pratisyen hekimler, büyük hastanelerde tam zamanlı çalışan uzman hekimler) uzun yıllar kamusal nitelikte sağlık hizmeti üretmiş emekçilerdir. Türkiye'de pratisyen hekimlerin geliri ülkenin ortalama ücretinin 2 katı, uzman geliri 4 katıdır. OECD ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye'nin pratisyen hekim geliri son sırada, uzman hekim geliri ise orta sıradadır.

Kaçış yok. Toplum er ya da geç ama mutlaka kimin paragöz olduğunu anlar... Sağlığın özelleştirilmesi ile sağlığın ticarileştirilmesi ile kimlerin cebinin doldurulduğunu anlar...

Bu Hükümet hastanelerin işletmeleşmesi, performans sistemi, finansman denetimi, teknolojik ve bürokratik denetim (kartlı giriş çıkış, kamera sistemleri, hastane otomasyonu, medulla sistemi vb. gibi), hasta memnuniyeti ve hekim seçme hakkı gibi oyunlar, malpraktis yasası, özel sağlık kurumlarının sayısının artması, kamu istihdamında güvencesiz çalışma, sözleşmeli hale geçilmesi gibi ayarlamalarla hekimleri, kendi ürettikleri sağlık hizmeti süreçlerini kontrol edemeyecek duruma getirmiştir.

Hastane yönetimlerini CEO'lara devretmiştir. Devlet ve üniversite hastanelerinde (hatta aile hekimliğinde) performansa dayalı döner sermaye uygulamasına geçmiştir. Kamudaki sağlık emek sürecini, rekabet ve üretim artışını temel alan özel sektör emek süreci ile benzer hale getirmiştir. Performans sistemi ile hekimler gelirlerini finansal teşvik doğrultusunda hasta görme ve girişim yapmalarına göre temin eder hale getirmiştir.

Hasta hekim ilişkisini kamu hastanelerinde bile gelir artırma zeminine oturtmuştur. Hekimin öncelikli motivasyonunu hastasını iyileştirmekten çıkarmış; daha çok hasta bakarak, daha çok ameliyat yaparak daha çok gelir elde etmek haline getirmiştir.

Sayelerinde hastalar endikasyonsuz, gereksiz tetkik ve müdahalelere açık hale gelmişir. Hekimler genel durumu kötü ya da tedavisi riskli ve güç hastalardan kaçmaya başlamıştır, bunun yerine daha kolay ve rahat performans geliri elde edecekleri hasta ve hastalıkların tedavisine yönelmişlerdir.

Hasta hekim ilişkisi bir daha düzelmeyecek şekilde bozulmuştur.

Gerçek bir kamu hastanesi kâr amacı gütmez. Toplumun sağlık ihtiyaçlarını karşılar.

Ancak, AKP Hükümeti Türkiye'de kamu hastanelerini kâr etmeye zorlamış, kamu kaynaklarını transfer ederek özel sağlık sektörü yaratmış, ulusal ve uluslararası sermaye için hastane, ilaç ve tıbbi malzeme, özel sağlık sigortacılığı gibi kârlı sektörler oluşturmuştur.

Hekimlik mesleği seçimi yalnızca bir kariyer tercihi değildir. Bu mesleği seçerken ve uygularken hümanizm ve insana hizmet etme güdüleri başat rol oynar.

Hekimlerin meslekleri ile edindikleri, insana hizmet etme ve hümanizm gibi değerler, bir birey olarak kişisel çıkarları doğrultusunda hareket etmelerine karşı güçlü bir denge oluşturur. Başka pek çok meslekte olmayan bir özelliktir bu.

Hekimler toplumsal olarak şekillendirilmiş bir bilinçle karar verirler. Bunun aksi genel doğru olursa, bir tek hastanın bile esenliği sağlanamaz.

Hekim-hasta ilişkisi hastanın iyiliğini temel alan bir tıp ethosu çerçevesinde oluşan mesleki davranış kurallarına ve karşılıklı güvene dayanan bir ilişkidir.

Sağlıkta Dönüşüm Programı açıkça hekimliğin varoluşsal temelini değiştirmiştir.

Hekimlik mesleğinin genetiğine müdahale edilmiştir.

Hekimler hastaları ile hasım haline getirilmiştir.

Hekimlere kalkan el AKP Hükümetinin elidir.

* Prof. Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi